İstemem mesnetsizse, bir lahza itibarı,
Yürektir itenimiz, inatla yazıyorum.
Bir kalem işçisinin, kime olur zararı,
Zamandır yitenimiz, inatla yazıyorum.
/
Kudretin gölgesidir, şu kalbimi bürüyen,
Soruyorlar kimdir insanın hası
Kimler giyer edep ile libası
Ömür boyu kaybetmezse ihlası
İşte o kul erenlerden olmuştur
/
Her halini ahlak ile yorarsa
Biraz dünya halinden, sözüm vardır sizlere,
Neden bir tek doğruya, uyamaz insanoğlu.
Henüz derman yitmeden, can kesilmez dizlere,
Yaşam ışığı sönmüş, cayamaz insanoğlu.
/
Fani bir dünyadayız, hayat sürüp giderken,
Sen mısralar içinde, saklanıp duruyorsun,
Habersiz sözlerime, dalma… istemiyorum.
Unuttum diyorum bak, yine de yoruyorsun,
Kalbimin sırlarında, kalma… istemiyorum.
/
Aşkı çoktan çıkardım, şiirimden sözümden,
İyi ki varsın
Sen benim
Her sabah işbaşı saatlerinde
Ayaklarımın takıldığı çakıl taşısın
Yüreğimi dolduruyor yaşattıkların
Daha sabahın ilk dakikalarında
İZ BIRAKANLAR
Bir okulun müdürü, Münir Özkul olunca,
Şaban, Ferit ve Güdük, hep sınıfta kalınca,
Adile’nin elinde, okul zili çalınca,
Zeki Müren ruh bulsun, inleyen sözümüzde,
Yüreğimin tamirhanesinde,
Eksiğimi tamamlar gibi,
Uzun uzun düşündüm.
Bütün isyanlarımı seferber ettim,
Hüznün alfabesini ezberledi dudaklarım.
Elim kaç kere gitti geldi kaleme,
Arkası gelmez bir aldanışa,
Kendimi inandırıyorum her gün yeniden.
Benjamin Button’a benziyorum bazen,
“Elbet bir gün buluşacağız ”diye,
Söylenirken Zeki Müren.
İçimde rotasız bir gemi ile
Bu sabah eğreti düşlerden,
Yine küskün uyandım.
Kalkanını düşürmüş bir savaşçı gibi savunmasızım.
Kırılgan ışıklar saçıyor fırtınalarım.
İçim Bhola Siklonundan çıkmış adeta,
İrkilen benliğimin derinliğinde,
Bir otobüs dolusu kimsesizlik var cebimde,
Buz tutan ellerimin soğukluğuyla,
Birlikte tempo tutuyoruz az ileride,
Aşk mesajlarına zemin olmuş otobüs durağında.
Her yer ilanı aşk naraları kokuyor renk renk,
En çok da “Seni seviyorum ”yazmakta harfler…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!