Rüzgarın harmanladığı kokulardan
Hangisi seninki?
Sokaklar hep birbirine benziyor.
Sen hangi evdesin?
Peki ya ayak izlerin?
Bugün, onları takip ederek buldum
Birikti yine yalnızlık göz pınarlarında.
Buralarda alışkanlıklardan vazgeçmek de kolay,
Yeni alışkanlıklara başlamak da.
Güneşi uyandırmak en güzeli, keşiflerin.
Acılarla yıkanmış göl kıyısı güneşi uğurlarken,
Yüksek rakımlardan bakan nemli gözlere
Kim bilir kaçıncı kayıbım ben,
Kaçıncı yolcu, kaçıncı yalnız.
Bu şehrin sokaklarından geçen
Kaçıncı öksüz, kaçıncı bahtsız.
Madem ki bu şehre ait değilim,
Bu şiiri sana yazdım
Desem da inanma…
Neresinden baksan
Tartışmaya açık bu iddia.
Her şeyden önce,
Ne malum benim yazdığım?
Hiç büyümeyeceksiniz, çocuklar.
Anlayamayacaksınız hayatı.
Size göre değil acılar.
Tatmayın yalnızlığı, ihaneti.
Büyüklere şöyle bir bakın;
Gurbetteki her yılıma bir ömür yazsam,
Yine de bu hayat bana borçlu kalır.
Ben nasıl büyürüm yılları saymazsam,
Büyümeden yıllar nasıl sayılır?
Çocuklara öğretilmeyen tek masaldır yaşam.
Bu masalı öğrenmek bir ömür alır.
Ama birçok şey var beni alıkoyan,
Bildiğim, bilmekle cezalandırıldığım.
Kapattığım kapıların ardındaki her şey kayıtlı
Kusursuzlukla müebbet hafızalarda.
Çıktığım her ara sınavın sonucu belli,
Verdiğim cevapların kapsayabileceği sorular ezelden sorulmuş.
O güzel yüzün hep gökyüzüne dönük olsun.
Umutsuzluk bulutları karartmasın ufkunu.
Mevsimler değişse de sen güneşi bulursun.
O çocuksu yüreğin özgürlüğün tutkunu.
Hayatımın bir anlamı varsa, o da sensin.
Eğirdir deyince...
Griye çalar tadı umudun.
İncelip keskinleşir Sivri,
Rüyaları ölüme boyar en derin yerinde.
Diz çöker gökyüzü, kapaklanır göle.
İçer sonsuzluğu derin derin.
Ellerim mi... Onlar benim nefsi muhasebe defterlerim.
Ruhumdaki yaraların bedenimdeki izdüşümleri değil
O gördüğün çatlaklar.
Hayır, yüreğimdekilerle kıyaslanamayacak kadar yüzeysel onlar.
Sevdiklerimin maruz kaldığı acılara bakınca
Yaralarımın hafifliğinden utanmalıyım, belki de.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!