Hangi dağın karısın sevdiğim,
Bu soğuk bana senden mi gelir?
Ellerim titrer adını anınca,
Yokluğun bile ateş gibi yakar beni.
Rüzgâr seni anlatır geceye,
Hasretim köyüme, dumanı tüten eve,
Bir yanımda dağlar var, bir yanımda hece.
Toprak kokar sabahlar, çiğ düşer ince ince,
Rüzgâr bile dönerken selam verir köyüme.
Uzaklarda kaldı şimdi o patika yollar,
Hasta düştüm yataklara anam
Halim bilmez eller şimdi
Düşman gibi oğullarım karşımda
Yaralarım sızlar anam
Etmedim kimseye minnet
Hayat bana zorlu diken,
Her adımda başka bir çile.
Yine de düşmem, yine de sökmem
Gönlümde büyüyen ümitle bile.
Rüzgâr sert eser omzumdan,
Hayat bazen çok acımasız,
Hiç sormadan alıyor sevdiklerini.
Güçlü dur diyorsun kendine,
Ama kalbin dizlerinin üstüne çöküyor.
Ne kadar susarsan sus,
İftiralarla yanan yüreğim,
Ateşi görünmez, dumanı içimde.
Kimse sormaz gerçeği neydi diye,
Sözler hüküm verir, suskunluk mahkûm edilir.
Masumiyet ağır bir yüktür bazen,
Bir sonbahar akşamı birleştirdik ellerimizi
İkinci baharımıza bir evet ile başladık
Aşkımız ve sevgimiz hep dillerde dolaştı
Seni ömrümün sonuna dek seveceğim
Hayat seninle birlikte daha güzel
Ruhum musalla taşında,
Henüz bedenim hayatta.
Ölümü bekleyen birine
Nasılsın diye sorulmaz.
Bir fincan kahve koydun önüme,
Ne şeker sordun ne de sebep.
Dumanında kaldı suskunluğum,
Bir yudumda çözüldü kalbimdeki buzlar.
Kırk yıl hatırı var dediler,
Kalbimi de aldın gittin,
Bir akşamüstü sessizliğinde.
Gözlerin son kez değdi gözlerime,
Sonra bütün renkler çekildi içimden.
Sokağım sensiz karanlık şimdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!