Bu son veda,
geri dönmeyen cümlelerin eşiğinde.
Adını içimden sildim sanma,
sadece daha az acıtacak yere koydum.
Teninin kokusu hâlâ ciğerlerimde saklı,
Gece olunca usulca içime dolar.
Bir rüzgâr gibi geçer hatıran,
Kalbim eski bir şarkıyı tekrarlar.
Omzuma düşer sevginin ağırlığı,
Ulaş’tır ilçem, gönlümde yeri,
Bozkırın ortasında saklı bir peri.
Sabahı serin, akşamı yıldızlı,
Toprağı vefalı, insanı nazlı.
Rüzgârı da başka eser yaylada,
Ömrümden su gibi yıllar akarken
Her ümit altından hüzün çıkarken
Öyle boş gözlerle dalgın bakarken
Ben yanlız seni düşünüyorum.
Bir yıldız kayınca dilek dilerken
Şimdi yabancı oldun gözlerimde,
Aynı yüz, başka bir sessizlik.
Adını bilirim hâlâ
Ama anlamı eksik artık.
Bir zamanlar baktığım yerden
Yağan kar kadar temizdi aşkım,
Üzerine basmaya kıyamadığım.
Bir adım atsaydım kirlenirdi diye
O saf beyazlıkla sevdim seni.
Avuçlarımda eridi sonra,
Yaktın ciğerimi oğlum Denizim,
Adını anmak bile ateş düşürüyor içime.
Bir gülüşün vardı, dünyayı susturan,
Şimdi sessizlik konuşuyor benim yerime.
Kokun kaldı yastıklarda,
Aşk dedikleri yalanmış meğer,
Dudakta bir gülüş, içimde keder.
Gözlerde parlayan o eski bahar,
Bir rüzgâr esince kaybolur gider.
Sözler ısınınca umut sanırsın,
Bir zamanlar “sonsuz” denilen sözler
Takvim yapraklarında soldu,
Gülüşlere emanet edilen umut
Sessizce geri alındı.
Yalan olmuş sevgiler şimdi
Yalnızlık kaderim benim,
Adım gibi yazılmış alnıma.
Kim dokunsa eksiliyor,
Kim sevse yarım bırakıyor.
Kalabalıklar içinden geçtim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!