Çok sevdim seni belki de en çok,
Hiç söyleyemediklerimde saklı kaldı bu,
Geceleri suskunluğun büyürdü içimde,
Senin adınla kararan odalarda
Yalnızlığıma yer açardım.
Horoz öter ufukta, sabaha selam verir,
Denizli’nin kültürü gönüllere ilham verir.
Düğünlerde efeler diz vurur ağır ağır,
Zeybek oynar gençler, duruşu dağlar kadar mağrur.
Dokuma tezgâhlarında iplik türküler söyler,
Sabah ezanıyla uyanan serin bir rüzgâr,
Çiğ düşmüş otlara çıplak ayak basmak…
Yamaçtan yuvarlanan bir toprağın kokusu
Ve tandır ekmeği gibi sıcacık çocukluk
Bizimkisi böyle bir masaldı aslında.
Gözlerinde bir dünya var, bana ait,
Her bakışın bir bahar, her gülüşün neşe.
Zaman durur, sesler susar yanındayken,
Kalbim fısıldar yalnızca senin adını.
Ellerin değdi mi, unuturum dünü,
Geldi garip gönlümün sonbaharı,
döküldü gönül ağacımın tüm yaprakları
kışa döndü ömrümün baharı yazı,
deli gönlüm aşktan aldı dersini.
Şimdi ağlamak zamanı ey deli gönlüm,
Sılada garip kaldım
Suyum garip, aşım garip.
Ben kendime gurbet oldum;
Garip oğlum
Bir sabah aynada tanımadım yüzümü,
Gözlerimde eski bir yazın gölgesi.
Koşarak geçtiğim sokaklar durdu,
Ben durdum; zaman yürüdü sessizce.
Avuçlarımda kırık hayaller,
Gül yüzlü Selda’m, baharım sensin,
Rüzgâr esmez, adını fısıldamadan sensiz.
Bir bakışın yeter, bin gül solar,
Sensiz gönül, yârini arar.
Hasretim köyüme, dumanı tüten eve,
Bir yanımda dağlar var, bir yanımda hece.
Toprak kokar sabahlar, çiğ düşer ince ince,
Rüzgâr bile dönerken selam verir köyüme.
Uzaklarda kaldı şimdi o patika yollar,
Hasta düştüm yataklara anam
Halim bilmez eller şimdi
Düşman gibi oğullarım karşımda
Yaralarım sızlar anam
Etmedim kimseye minnet




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!