Sivas’a doğru ağlar giderim sensiz,
Bozkırın rüzgârı vurur yüzüme, adını taşır.
Raylar uzadıkça içim kısalır,
Her istasyon biraz daha sensizdir.
Gecenin ayazında üşür hatıralar,
Sivas’ın ayazı vurur ya yüzüne,
Öyle keskin, öyle gerçek bir yerden sevdim seni.
Rüzgârı bile titretirken dağların gölgesini,
Ben yüreğimin en sıcak yerinde sakladım ismini.
Sivas’ın buzlu sokakları gibi kalbim,
Adımlar sessiz, yankılar derin.
Her köşe karla kaplı,
Ama içinde donmuş bir sıcaklık var hâlâ.
Rüzgâr vurur pencereme,
Bu son veda,
geri dönmeyen cümlelerin eşiğinde.
Adını içimden sildim sanma,
sadece daha az acıtacak yere koydum.
Çıkma içerden hapis desinler
Yetaklara düşmüş hasta desinler
Yatma geceleri dertli desinler
Seni hatırlayan sevgilisini unutmuyor desinler
İyi giyinme yoksul desinler
Ömrümden su gibi yıllar akarken
Her ümit altından hüzün çıkarken
Öyle boş gözlerle dalgın bakarken
Ben yanlız seni düşünüyorum.
Bir yıldız kayınca dilek dilerken
Şimdi yabancı oldun gözlerimde,
Aynı yüz, başka bir sessizlik.
Adını bilirim hâlâ
Ama anlamı eksik artık.
Bir zamanlar baktığım yerden
Yaktın ciğerimi oğlum Denizim,
Adını anmak bile ateş düşürüyor içime.
Bir gülüşün vardı, dünyayı susturan,
Şimdi sessizlik konuşuyor benim yerime.
Kokun kaldı yastıklarda,
Aşk dedikleri yalanmış meğer,
Dudakta bir gülüş, içimde keder.
Gözlerde parlayan o eski bahar,
Bir rüzgâr esince kaybolur gider.
Sözler ısınınca umut sanırsın,
Bir zamanlar “sonsuz” denilen sözler
Takvim yapraklarında soldu,
Gülüşlere emanet edilen umut
Sessizce geri alındı.
Yalan olmuş sevgiler şimdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!