Domur domurdu, çiçeklerin.
Sen, böyle ne tez soldun, Ayşe’m.
Pırıl pırıldı, köçeklerin.
Sen, böyle ne tez soldun, Ayşe’m.
Cilveliydin, hayli beterdin.
Sonbahar Geldi
Sonbahar geldi, kapımı çaldı.
Yalan dünya, her şeyimi aldı.
Sana verecek, daha nem kaldı.
Sinsi sinsi, çalıyorsun, dünya.
Sen de gel, hizmet yolunda barışa.
Hizmet edeceksen, buyur yarışa.
Boşa uğraşma, kırışa, kırışa.
Sana bir fayda vermez, son pişmanlık.
Kalem üstadın elinde, ok olur.
Bu sofra, şeytanın sofrası,
Koşuyor, şarhoşu, softası.
Hepsi de, şeytanın yoldaşı.
Geriye yit, yitebilirsen.
Kıpırdıyor, taze kanları.
Eğri yolu, doğru sananlar.
Şeytan bile, yolum doğru der.
İçindeki nefse, kananlar.
Şeytan bile, yolum doğru der.
Nefisle çıkamazsın, başa.
Şeytan bırakmış, saz’ın tel’ini.
Aralıkta, koşturup duruyor.
Sırdaş’ı etmiş, kız’ı, gelin’i.
İştahları, açtırıp duruyor.
Bazen şöhret’te, bazen şan’da,
Hayatım gitti, boşa.
Şeytan, beni kandırdı.
Usandım, koşa koşa.
Şeytan, beni kandırdı.
Cahil idim, aldandım.
Sevmek, pembe alevle yanmak,
Sevmek, yanarken kar’da donmak,
Sevmek, yaşarken dal’da solmak,
Sevmek, yoktan sana var olmak.
Sevmek, acı’lara katlanmak,
Çok ağladım, nöbet’lerimde.
Koşup, sana varmak istedim.
Yara’larım, hayli derinde.
Koşup seni, görmek istedim.
Şemalin, göz’üme tütüyor.
On dördünde, çiçek gibi açarlar.
Etrafına, gülücükler saçarlar.
Öpmek isteyince, öte kaçarlar.
İşte o zaman, sevmek ister insan.
Yüz’üne baktıkça, dalan hayal’e,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!