Nerede olduğunu ve ne hissettiğini,
Gözlerinin içindeki bebeğin karalığından anlatırsın aslında.
Gözlerine çektiğin sürmeden değil,
Giydiğin kıyafetin bulunduğun ortama uymamasından değil.
Acı çoğunlukla içinde yaşanır,
Dışarı vurması volkanın lavlarını püskürtmesinin verdiği kor gibi yakar etrafı.
Beynim de dönüp dolaşan sözcükler bir anda yok olup gidiyorlar. Sanki görünmez bir kalem ile alıyorum kaleme yazılarımı. Bir görünmezlik sardı soldan sağa yaklaşan , tırnak uçlarından beynime ulaşan bir karamsarlık. Ait olamama hissi. Kendini tanıyamama, olağanın tam aksi bir durum sergiliyorum bugünlerde. Evrene gönderdiğim tebessümler ,iyi dilekler şimşek çakar gibi yüreğime vuruyor tüm karamsarlığıyla. Yani yokmuşum gibi,hiç olmamışım hissi var. Oysa ki buradayım ve varım. Ne kadar düşünsem nafile artık aklayamıyor iyi tarafından bakamıyorum olaylara ,silüetlere. Çıkarsız ,çatışmasız sembolsüz değil hiçbir şey gözümde.
Eleği asamıyorum duvara, unu eleyemiyor,Kumu karamıyorum. Dengenin dengesizliğinde kayboluyorum. Gittikten sonra anlaşılan değerlere sevgilerle saygılara karışmıyorum. Mutlu olma yada kavga edecek bir çığlık halinde boğazımdaki düğünde yutkunamadığım serzenişlerin arasında suyla normale dönme çabasına giriyorum.
Su diyorum bir yudum su yaptıklarınıza,yapmadıklarınıza ,aldıklarınıza ,alamadığımız için yaraladıklarınıza,
bıraktıklarınıza,bırakmadıklarınıza,
götürdüklerinize,isteyip götüremediklerinize
Gitmek istiyorum bazen ,
Uçsuz bucaksız,
Yalansız dolansız olan bir yerlere.
Huzur koksun istiyorum yosunumun üzerindeki taş.
Denizimin üzerindeki çarşafa dolanayım da
Hafif hafif yüzüme çarpsın rüzgar.
Yaşamak dedikleri şeyin sadece nefes almaktan ibaret olduğu zamanlardayım. Bir nefes ötende , bir nefes sonrası yanındayım.
Beklemekteyim...
Yaşamaktayım...
Acı çekmekte ve sınanmaya devam etmekteyim.
Beklerken devam eden bir yaşamın olduğunun farkında olsam da yetişemiyorum akışına , bir rüzgar esiyor ve savuruyor beni. Dönüp bakınca neredeyim diyorum , nereye savruldum yine. Savrulan hayatlar arasına karışıyor bedenim. Uykularım çıkmazlara sürüklüyor beni. Rüyalarda yaşıyor gibiyim şu aralar ,korkular ve çıkmazlar arasında korkuyla sesleniyorum sana bakarak babama . Baba Baba ama biliyor musun sanki duymuyor , bakıyor öylece yardım etmiyor koruyup kollamıyor gibi. Öyle değildir biliyorum ama etkisinden çıkamıyorum gördüklerimin . Kabuslar çoğaldıkca çoğalıyor...
Sabah olmaz diyordun bak oldu sabah
Güneş yüzünü göstermemiş bugün.
Hava bulutlu ,
Uyanırken gülmemişsin anlaşılan sende benim gibi.
Bir telaş var.
Gökyüzünde,
Herşey sanıyoruz ki her zaman olduğu gibi devam edecek. Karanlığın kör saatinde uyuyacağım , güneşin doğuşunun kaç saat sonrası ardından uyanacağım. Olmuyor bazen işte öyle. Karanlık aydınlığa dönerken uyuya kalıyorum kimi zaman. Kimi zaman ise ; gün ağırırken iniyor gözlerime perde. Belki de en çok üzgün olduğum zamanlarda yummak istiyorum kirpiklerimi. Sımsıkı hemde ...
Çoğu zaman uyanmak istemiyorum. Bazense hemen sabah olsun istiyorum. Hayallerimde sarılıyorum sana yine özlem dolu. Sonra yan yana gelince huzursuz , sorunlu hallerimiz çıkıyor açığa. Niye diyorum niye , ama bile bile ladesi çoktan demiştim kalbime. Unutuyorum aniden öfkem sevgime , sevgim nefretime karışıyor işte oracıkta. Bilinmez bir durumda sadece bakıyorum göğe. Hâlâ içimde bir umutla...
İki sallancağın arkasındayım
Birine çocukluğumu oturttum
Birine yitirilmiş hissizleşmiş duygularımı
Orta yolu bulmalı şimdiye dönmeliyiz.
Çocukluğumdan başladım sallamaya hislerimi
Birgün tüm zamanını benim iç dünyamdaki karmaşıklığa ayırır mısın bilmiyorum. Bazen umuyor sonra üzülürsün diye vazgeçiyorum. Senden önce dört duvara hapsettiğim , seninle ölüm duygusunu yenmeye çabaladığım ve yine seninle umutsuzluğun içinde bile mutluluğu hissedebilmenin burukluğu var. Herkes aynı yolda yürüyemiyormuş. Bir tek doğru olan doğru değilmiş , kandırmış , yanılmış ve yıkılmışız ama yılmamak için acının içinde yine tutunmuşuz , kenetlenmişiz birbirimize. Nereye kadar diye sormuyorum artık kendime , nereye kadar diye sorma artık kendine. Bittiği yere kadar!
Ölümün acımasızlığı , yetimliğimin ipi dolanmış boynuna.
Canın acımasın sakın ha !
Benimle yada bensiz hep mutlu ol sevgili.
Bir varsayım üzerine sana geleceğim günü beklemekteyim. Beni kucağına alışını kızım deyişine , dizine başımı koyuşuma canımı adadım. Olmuyor be annem sanki doğuşumdan kırılmış yüreğim , hep bir sızı , hep bir karamsarlık. Nedeni ,niçini pek belli olmayan. Güne uyanırken ağrısız ,sızısız kalktığım zamanlar sayılı. Doğuşumun çilesi ruhumu ve bedenimi hapis almış gibi. Çok sorguladım neden diye. Hep cevapsız kaldı, bıraktım sorgulamayı derken ara ara yine sorguluyorum. Bazen de bende böyleyim diyorum. Sonra yine neden diye sorguluyorum. Bırakmalıyım artık sorgulamayı , olduğu yerden kopmalı ip. Düğüm düğüm olan boğazım, yaralı yüreğim , kırgın bedenimle devam ediyorum nefes almaya. İçimdeki çocuk bazen uyandırıyor beni. Ben buradayım yaşıyorum diyor ama ne çare , kulak asmıyorum assam ne fayda istedikleri o kadar masum ki ama Dünya'daki insanlar masum değiller. O orada tertemiz kalmalı, annesine kavuşuncaya kadar.
Çaresizlik benim bildiğim değilmiş yada çaresizliğinde evreleri varmış. Benim yüreğim hangi evrede bilmiyorum ama en büyük çaresizliğimin ne olduğunu ve hiçbirşey yapamayışımı biliyorum. Elim kolum bağlandı senin gittiğini hissettiğim andan beri. Sen gitmeden önce , umudum vardı sen gittikten sonra umudum da seninle birlilkte gitti. Tam senin yanında toprağa bıraktım onuda. Çaresizliğim babamın dizleri üzerine çöküp bir avuç toprak atışıyla alevlendi. Ve orada o anda seni toprağa kavuşturmaları ve benim yanında değil başında oluşum. Bir çok şeyi hatırlamıyorum sanki bedenim oradaydı ama ruhum nerelerdeydi bilmiyorum. Beynim sadece komutları algılıyordu. Gel , kalk, gidelim. Bir robot gibiydim tek farkım gözümden gelen yaşlardı. Onlara hiçkimse hakim olamıyordu. Dumura uğramak dedikleri bu olsa gerek. içimde üst üste yığılmış o kadar kelime var ki boğuyor beni. Bazen hiç susmadan konuşmak , bazen hiç konuşamayacak gibi lal kesiliyorum. Orta bir nokta olmalı ama bulamıyorum. Kırılganlığım , hislerim ve beni esir alan acı arasında kendime bir yer bulmaya çalışıyorum. İnan şimdi gitsem diyorum yok olsam , yada hiç olmasam birçok şey bana sorulmadı, sorulsaydı süreç nasıl işlerdi pek bilmiyorum. Nefes almamı da engelleyen birşeyler var beni boğuyor. Yaşamak yoruyor beni. Gitmek ve kalmak arasında ince bir çizgi değil ama ucu bucağı olmayan bir yerdeyim. ne yana döneceğimi bilmiyorum. Sana gelmek istiyor ama seni görebilme ihtimali için ecelin gelmesini bekliyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!