Yitirmişti tılsımını sözlerim senden evvel.
İlk anda Haldaşına tutulmuştum oysa
Sonra sesinin buhusuna.
Sonra sözlerinin içine hapsoldum.
Yüreğinden yüreğime giden bir yolda buldum kendimi.
Şimdi sanki ; yeni değil de öncesinden tanıyor muşum gibi seni.
Susabilmek ve susturabilmek için uyumayı düşündüm.
Beynimden taşan sözcükleri tutabilmek.
Ölüm ve yaşamın kıyısında durdum.
Zarar ve ziyanın ortasında.
Ölümün kapımızı çaldığı o akşamda donup kaldı çığlıklar .
Anne diye çığlık atarak kalkmak istiyorum.
Baş bas bağırmak
ANNE...
Annemmmm..
Diyamın...
Kalkınca bir kabustan uyanmak istiyorum.
Özlemimi yüreğimdeki yaraya böldüm.
Çaresi yok.
Dinecek bir özlem değil.
Dokunulacak bir yürek yok.
Ellerini öpemem.
Koşup boynuna sarılamam.
Anne mezarının başında yakamadığım ağıt.
Hergün yüreğimde yanıyor.
Suskunluğumu kimse anlamasada sen anlarsın.
Anne , konuşsam dünya yıkılacaktı.
Oğulların eşin dayanamayacaktı.
Anne , emanetlerine bakmaya çalışıyorum.
Senin varlığın beni kucakta sallandırdı.
Senin varlığın beni beşikte sallandırdı.
Senin varlığın beni sallancakta sallandırdı.
Dünya'ya geldim sen.
Nefes aldım sen.
Ağladım sen güldüm sen yedim sen.
Meleğim , melek oldun da gittin benden uzaklara.
Yürek yaram , dinmeyen sızım
Burnumun direği sızlıyor gittiğinden beri özlemden.
Gelmeyecek misin , Herkese soramıyorum ama
Her gün soruyorum kendime Gelmeyecek mi?
Gelmeyeceksin her ne kadar kendimi kandırmaya çalışsam da biliyorum ben bunu aslında.
Bazen susmak istemez insan , aslında yazdıkları ile düşündükleri de aynı değildir düşündüklerini susturmak ister insan. Benim yaptığım gibi olsa gerek. Düşüncelerimi susturmak istiyorum. Annem insan hastalanınca ilgi bekler özellikle Anne'sinden değil mi? Dün serumu taktıklarında elimin üstüne taktıklarında daha çok acıyor deyişin aklıma geldi. Havayı taktıklarında sevmiyorum bunu çıkar bitti deyişin o anki ifadelerin geldi aklıma. Sonra dedim ki annenin bahtı kızına mirasıdır. Mirasın başım gözüm üstüne de yinede yanımda olsaydın ve annem. Çocuğunum benimde biraz bencillik hakkım vardır değil mi?
Ah be annem , ah be yürek yaram. Derin sızım ...
Biliyor musun hayıflanacağım kimsem yok gibi. Var aslında yok değil ama sen yoksun ve Annem. Sen olmayınca daha çok susuyorum,uzaklaşıyorum siniyorum camın köşesindeki yerime. Kimi zaman ağacın rüzgârla dansını izliyorum kimi zaman sigaranın dumanında boğuluyorum. Böyle böyle geçip gidiyor zaman. Değişmeyen değiştiremeyeceğim yokluğuna dem vuruyorum herzaman ama her zaman...
Bugün inşallah seni görmeye geleceğim Annem. O kadar garip ki mezarlığın kapısından içeri girince hissettiklerim. Bazen senin yanına gelene kadar hiç el değmemiş mezarları görünce içim parçalanıyor. Bazen gidip dokunuyorum dokunuyorum derken bir su vereni bile yokmuş denmesin diye su döküyorum. Suluklara su dolduruyor onların verdiği su ile kuşlar hayat bulsun istiyorum. Sonra senin suluğunun olmadığı geliyor aklıma neden bilmiyorum ama abimler öyle uygun bulmuş birşey diyemiyorum. Ama sen üzülme ben hâlâ senin evin arkasındaki kedilere kuşlara serçelerine yemek veriyorum. Suyu da işte başkalarının vasıtasıyla ulaştırıyoruz ve annem. Hem iyi de oluyor belki biz de unutmayalım öyle değil mi zaten geliyorum yanına. Biz söz okumuştum "Mezarlıklardan korkanların daha en yakını ölmemiştir. " Diye. Ne kadar doğru bir söz bu. Belki korkum yoktu ama bu kadar o hayatın içinde yaşananları görmemiştim. Hani mezarının yanına mermerden oturmamız için yapılan taş varya anne. Bir gün tam kararmaya yakın güneş batmış oturdum oracıkta. Hissettiğim huzurun tarifi yok. İnsan sizden neden korkar ki aslında en korkulmayacak olanlar sizlersiniz diye. Aniden bir rüzgar geldi saçlarımı savurdu. Ve bambaşka bir huzur geldi. Sanki bir anda o koca mezarlıktaki tüm cansız beden ,kemik, neyse bunlar önemli değil. Tüm varlığımızla oracığa gömdüğümüz bedeninizden çok ruhunuzun huzurla dolu olduğunu hissettim. Ve hep senin için annem eğer böyle bir olanak varsa şayet bizim için ertelediğin mutluluğu orada yaşamanı ,huzur ile canın yanmadan. Sen istemeden sana gelen güzelliklerle dolu ol istedim. Sana dair gittiğinden beri tek bir mutluluğum var artık canının yanmıyor oluşu ve karşında bir çare elimden hiç birşey gelmeden bakmıyor oluşumdur. Ne yaparsan sen kendine yaparsın. Kimse tam olarak ne acını ne yaşadıklarını nede ağrını bilebilir. Bunu ancak ve ancak sen bilebilirsin. Yani sana hep diyordum Annem yapma bak elimden birşey gelmiyor. Çare olamıyorum sana. Ne olur kendine iyi bak , ne olur ağrın olduğunda söyle hastaneye gidelim ,bekleme artık yeter geçmiyor görmüyor musun ? Ertelediğin onca acı bir anda üzerine yüklendi artık senin dayanabileceği boyutta değil. Güvenme bu kadar kendine. Kendine güvenmenden ziyade bizi düşünme işe gidemeyecek miyiz ,uykusuz mu kalacağız,yemek yedik mi ,hastanede bizi de mahvetmişsin daha neler neler düşünme. Düşündün de ne oldu bize ne oldu annem bak olan sana oldu. Gittin ve gelmiyorsun gelmiyorsun yani. Gittiğin yerler sana cennet olsun Annem. Senin anneliğin ,senin insanlığın , senin eşine olan saygın ve sevgin hâlâ konuşuluyor. Bir çocuğun bile önündeki hizmetin hâlâ dillerde. Sen yattığın yerde rahat uyu Hemi annem.
Mezarını öptüğüm zaman buz kesmiş bir taşla karşılaşıyorum. Ama sonra o taşa bile sinen toprağın içindeki bedeninin gün geçtikçe toprakla bütünleşen parçaları geliyor aklıma. Her yeşeren şeyde senden bir parça buluyorum. Çiçekler açınca seviniyor , solunca çok üzülüyorum. Kelebekler ,karıncalar ,kertekeleler vs. Bir çok hayvan sana sığıyor ve senden güç alıyorlar.
Hayatın bir kuralı var. Her güzellik birgün solar gider. Bakı olan toprak, Gelip geçici olan güzellik.
Sana bugün nasıl gelirim bilmiyorum. Yanında oturmayı çok özledim,seninle konuşabilmeyi ve dertleşmeyi. Toprağının etrafını taşla çevirdiklerinden beri alıştığım gibi ayak ucunda oturup topraginla butunlesemiyorum. Ayak uçlarındaki taşları camları ayıklayıp kaldıramıyorum. Tüm avucumla toprağına dokunamıyorum. İlk toprağına dokunmak zordu, ikinci toprağının elimden alınıp taşa çevrilmesi şimdilerde ise ; yanına gelip yatmak arzusu zor geliyor. Ne çok istiyorum yanına gelip uzanmayı işte deli derler diye yapamiyorum. Bende ayak ucunda ilk basamağa oturup kafamı mermerine dayiyorum. Belki öyle uyurum oracıkta biliyor musun Anne. Ama bırakmazlar bu yüzden ara ara gelip öylece duruyorum kafamı dayayıp ellerimle de mermerine sarılıveriyorum. Beni hisset der gibi ben geldim anne ,sende gel hadi der gibi. Seni ısıtırım buralar çok soğuk gel der gibi. Neyse gelince konuşuruz Annem. Senin toprağına kurban olurum.
Ben hiç kapı çaldığında gelenin Annem olduğunu söylemedim
Çünkü annem hep olması gereken yerde yuvasındaydı.
Başımızdaydı,
Yamacımızdaydı.
Annem hep evimizdeydi.
Genelde akşam üstü gelen işten dönen babamdı!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!