Hadi diyorum kendime tak bir at gözlüğü de koyul yola. Görme, bakma tam da sana yapılanları uygula hayata ve insanlara. Sonra diyorum vicdanının sesini sustur bağırmasın avaz avaz yolun ortasında. Sen katlanabiliyorsan herkes katlanabilir diyorum yüreğime hemen itiraz edecek oluyor süs diyorum sus! Kandırma artık kendini herkes öğrensin yaşamayı sende kolay öğrenmedin ya nefes almayı. Arada nefes almayı unutup titreyişlerin kendine gelmek için beyninin sana uyarısı unutma. Kulak ver artık mantığına , iyi şeyler olacak inanmaya başla ,başla ki evren de sana kulak vermeye başlasın emeksiz yemek olmazdı hani sözle olmaz söylemle icraatla olur bu işler kalk hadi bunu asıl kendine kanıtla.
Ben ne zaman kendimi seçsem kalboldum.
Ne zaman istenmediğimi anlasam , suçlamadım kimseyi. Dumanı üstünde bir suydum oysa. Dingin bir deniz yatağının girdabındaydi beynim !
Sanki herşey boş gibi, hiç gibi.
Var gibiyim de , yok gibiyim de.
Kandırmaya daha fazla gerek yok!
Dediğim anda bambaşka bir gerçeklik ile kala kalıyorum.
Ne yana dönsem garip bir eşik
Hangi eşikten nasıl geçilir bilmem.
Yanındayım diyenleri hiç görmedi şu gözlerim.
(Gözlerim avaz avaz çağladı da gören olmadı.)
Seninleyim diyenleri hiç hissetmedi şu yüreğim.
(İçlerinde kimsesiz kala kalkışı mı bilen olmadı.)
Olmadı işte;
Nasıl etmeli ,
Ne demeli ,
Bilemiyorum.
Özledim diyememenin çaresizliğindeyim.
Dokunamamanın,sarılamamanın,seslenememenin deminde...
Ne olursa olsun , Sen varsın ya Annem diyememenin uçurumunda.
Bu aralar var ile yokun arasına sıkışmış gibiyim. Ne yana dönsem bıçak darbeleri. Ne yana dönsem güvensizlik. Korkularımı tetikleyen neydi ? Kabuslarımı çoğaltan beni iyice dibine dibine sürükleyen hayatın.
Kafam allak bullak. Bedenim ağır geliyor. Toprağa sersem dinlense , göğe yükseltsem uçsa. Sonra içimde filizlenen ne varsa toprağı katıp ardına yaşasa.
Yorgunluğun hangi evresi , kafamın yanmasının hangi devresindeyim bilemiyorum.
Açık olan tüm yolları bir bir kapatıyorum ardımdan.
Gecenin karanlığı sabahın aydınlığına kavuştu.
Ay'ın parlaklığı yerini Güneş'in sıcaklığına.
Gitmeye yeltenen aklımda gelmiş gibi yerine.
Karanlıkla aydınlığın arasında bir bilinmezlik Ülkesine yol almıştı oysa bıraktığım da.
Beklemek gerek otursun diye beyindeki taşlar.
Merhaba Meleğim ;
Sana bu hafta gelemedim , hâlâm gidişinin ardından 40 gün dolmuş onun için gelemedim. Senin yanına gelmediğim zamanlar pek iyi geçmiyor. Birkaç gündür güne baş ağrısıyla uyanıyor olmamda buna sebep. Akşam olmasını ve eve gitmeyi iple çekiyorum. Bu iş yerinde arada kaldı düşüncelerim. Tam olarak benimseyemediğim gibi bir yandan da işin ucunda tutmaya çalışıyorum. Bence yolun yarısı 33 Anne. Yarılanan bir ömrün yorgunluğu üzerimde. Sensiz geçen 1 yıl 9 ay 10 gün benim için katlana katlana geçti öyle dakika saat değil. Sanki bir gün 1yıl oldu bana. Şimdi ki yorgunluğum ,yılgınlığım bundan. Zamanın geçişine engel olamıyorum. Nazım Hikmet'in dediği gibi "Kafamı çıkarıp dolaba kilitlesem bir haftalığına
karanlığına boş bir dolabın.
Omuzlarıma bir çınar diksem kafamın yerine
uyusam gölgesinde bir haftalığına...
Bir an var.
Birde geride kalan anı.
Bir sen var.
Varlığıyla canıma can katan.
Bir de derin sevdası.
Acısız sevmek olur mu?
Başım öyle ağır ki bedenime
Assam bir yere sallansa boşluğuna hayatın.
Kalsa öylece...
Kimseler dokunmasa,
Kimseler görmese,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!