Sofralarımızın baş tacıdır, kekiği üzerinde;
Siyahına, yeşiline; kırmasına, selesine...
Gemlik, Edremit, Ayvalık memleketlerinde,
Bayılıyorum her bir çeşidine ve rengine.
Tabi bir de onun kara zeytin gözlerine...
"O" yok, tamam bu şiir senin; öfkelenme...
Ne şanslıdır ağacının kök saldığı o bahçe;
Semboldür barışa, berekete, bilgeliğe...
Nerede zeytin ağacı görsem koşarım,
Hissettir sevgisini, şefkatini... Dinlenirim.
Gölgesi bile yeter insana, baba ocağı sanki;
Her tanesi bir emek, her dalı bir huzur gibi...
Kimseyi zorlamayı, sıkmayı sevmem aslında,
Ama soğuk sıkma yağının tadı bambaşka...
Acı pul biber, kekik ve ekmeği bandırma;
Yanımda bir de çay varsa, ne istersin başka?
Ah, mis kokulu o zeytinyağlı yeşil sabunlar,
Baş tacıdır geleneksel Türk hamamlarının...
Ağaç yaprağı demlensin, şifa versin kanar kanar;
Saymakla, yazmakla bitmez, zeytinin faydaları...
Sevgili zeytin, benim o köklü "kara sevdam",
Sana olan bu sevgimi, şiire dökmek istedim.
Beni tanısan, biliyorum; severdin beni sende..
Senin her şeyin, bize ayrı bir şifalı reçete
Kayıt Tarihi : 14.04.2026 10:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Zeytinleri seviniz, sevdiriniz;)




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!