sen, ey ulu çınarı büyük hayallerin
yüzyılları alıp arkana
gelirsin tarihin içinden
büyürsün yeşilin ortasında
dalların bir aile bereketi
gibi yansır zamana
yağmur yağacak sanki birazdan
her yanı kara bulutlar saracak gibi
belki bir ömür devşiririz sonsuzluktan
belli olmaz yarın ne olacağı
belli olmaz ki
insancıl bir dalganın kollarındayım
sonsuza pupa yelken
yönümü bulurum bir gün elbet
elbet insanlık yönünü bulur
tüzenin gücü etken olur evrene
haksızlıklar son bulur
unutmak mümkün mü
yaşananları dünden
başka zamanlara taşınan
umutların çoğaldığı
şafakların ağardığı
gecenin ayrıştığı günden
ıhlamur kokulu ay ışığı yansıması
şimalden esen bir rüzgar gibi
nereye baksam
hayal meyal hatırlanan otağlardan
sevdalı bakışları gecenin
sevdalı bakışları gecenin kıpır kıpır
yaban mersini bitkisi gördüm rüyalarımda
uçsuz bucaksız topraklarda ve alabildiğine
bütün yaban mersinlerini büyüttüm içimde
bir ağaç gibi büyüttüm, bir çocuk gibi
içinde gezindim kılcal damarlarında hayatın
doğduğum yerlerin suları ve toprağı
göz kırpmaları kadar anlamlı bakışları
ya da titreşim imgeleri beynin
suç oluşturur
ağır cezalık dosyalarda
cinayet öyküsü kadar derin
yarenler yakınıcı olur sonra
yağmurlu bir sabaha uyanır gözlerim
gizemli bir gecenin ardından sensiz
yarım kalan bir şeyleri tamamlamak istercesine yüreğim
yüreğim oynak duruşu gibi umutların
boy aynası ilintileri nesnelerin
belli ki çözülmemiş bir yerinden
yalıtkanım artık ben
dünden yarına giderken
ve gecenin
uzak çağrışımları çoğalırken
sisli liman resimlerinde
sen kimsin desem
umut ormanında üvezler göverir geceleri
korkunun bekçiliğidir içimi kaplayan bilirim
kül rengi bir çöl güneşinin sıcağında
dalları açılır alıngan bakışların
ve unutkan bir masumiyetin kollarında
derin sulara yansır saklı duyguları ezgilerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!