Bir gülüşü vardı
Hem inci hem mercan
Bir gülüş ki,
Mevsime bahar getiren
Sahi kimden öğrenmişti
Ruhumun derinliklerine bir hasret işlemiş ki
Yar eli değse de sineye bu bedene vuslat yok
Kirpiklerden damlayan yaş,
İstemeyen bir gönül çelişki
Bu senede kavuşmak yok ey can, vuslat yok
Bu gize yetmiyor akıl yetmiyor sır
Nasıl birleşti onca altın ve bakır
Hangi demirle telle doladın yüreğini
Anlat yine dinleyeyim o kadife sesini...
İndir o kalkanları, tankları , mermileri
Taşları sopaları, tanı içindeki seni
HERKESE VE HİÇ KİMSEYE
Sana bakınca
Bir hikaye dökülür kalemimden
Bahar çiçeğe,
Yazlar meyveye durur
Kaç ömür biçmiştim sana
Hangi rüzgar getirir bana kokunu
Hangi yağmur anlatır gözlerimin nemini
Hangi yalan sevdada arayacaksın teselliyi
Hangi gecenin olmadı sana da sabahı...
Hangisi ruha daha çok elem
Gülüyorken gördüm
Yüreğinin ardını
Mutluydu şakıyordu sesin
Keyifli keyifli tütmedeydi ruhun
Tatlı tatlı bakıyordu gözlerin
İkiz alevdik birbirini ısıtan
Adım adım azalıyor
Bir yumağı çözer gibi
Gün be gün kapanıyor
Bir mezarı örter gibi
Anladım yaralı atların
Niçin vurulduğunu
Seni düşünecekse aklım utansın
Yüzüne bakarsa gözüm utansın
Anarsa adını dilim utansın
Düşen karabatağına gönlüm utansın
Tekrar çıkarsa yollarım sana
Yazıldığı yerden kalem utansın
Dökülüyor evler birer birer denize
Ne kalabalık bir şehir burası
Ne kadar da yalnız herkes
Sen kimsin, ben nerdeyim
Özgürleşirken mi kaybettik
Sararan kimlikleri
Melal içindesin uyan !
Ne zaman uçsa bir keklik
Bir ihtimal belirir parmak ucunda
Rüzgarın yaprağa dokunduğu gibi
Yüreği yüreğine değer sessizce
Ne zaman uçsa bir keklik




-
Amed Ruha
Tüm YorumlarYüreğinize sağlık ...