Bir garip yolcuydum, vaktin içinde sessizce yürüyen.
Her adımda toprağın nefesini duydum;
Kendi sesimden kaçıp uçsuz bucaksız sessizliğe vardım.
Ne bir mülk diledim, ne gölgemde serinleyen bir saltanat.
Zamanın çarkı dönerken ben yalnızca bir noktaydım;
Hiçliğin ufkunda varlığın sırrına kandım.
Gönlüm bir kuş misali; hem ürkek hem gözü pek.
Fırtına kopsa da bilir, gökler onun asıl durağıdır.
Dirençli bir sabırla her kışın ardındaki yazı bekledim.
Ne kadar yaralansam da bırakmadım umudu elimden.
Bu yolda marifet yıkılmamak değil; eğilip yeniden doğrulmaktır.
Çünkü teslimiyet, mağlubiyet değil; hakikate açılan en büyük zaferdir.
Niyetim saf su gibi, değdiği yeri ferahlatır.
Kimseyi incitmemek için önce kendi dikenlerimi yontarım.
Dünya bir han ise ben kapısında bekleyen sadık bir misafirim.
Gözlerimde bir ışık, kalbimde sönmeyen kadim bir kor…
Kimse bilmez; içimde kıyametler koparken bile sükût ederim.
İyi niyetle işlenen her nakış, kaderin güzelliğine şahitliktir.
Zorluklar önümde dursa da başım eğilmez.
Teslim oldukça yüküm hafifler.
Gözü pek bir sadakatle yazılan her satırı sükûtla okurum.
Ne bir hesap peşindeyim, ne gidenlerin ardından ağıt yakarım.
Her sabah yorgun bedenimde diri bir ruh yeniden doğar;
Hayatın şefkatli ellerinde bir çocuk gibi huzurla uyurum.
Şimdi anlıyorum; “hiç” olmak en büyük zenginlikmiş.
Varlıkla yokluk arasındaki ince köprüden sessizce geçiyorum.
Artık ne hırsın ateşi yakıyor beni, ne dünyanın yalanları kanatıyor.
Naif bir tebessümle en kilitli kapıları bile açıyorum.
Teslimiyetin serinliğinde içimdeki sonsuz özgürlüğü buldum.
Artık ne bir yolcuyum, ne de bir hancı;
Sadece o yolun tortusuyum.
Kayıt Tarihi : 20.07.2026 20:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!