Ziyâ ile Nûr Şiiri - Elbeyi Eyyuboğlu

Elbeyi Eyyuboğlu
33

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Ziyâ ile Nûr

Alevden bir kadeh sundu sema maşuka sessizce, süzüldü kor gibi gerdana nisyan atlasından pay.
Ayar etsek mi bir anlık makamı, dedi şevkle,
görünmez aynalarda yer değişsin taht-ı ziya ile ay.
Fısıldadı felek sanki, o yaldızlı tebessümle,
devretmek ister miydi mehtap mülkünü birden?
Eğip başın sükût etti o mahfi çehre birden bire,
bilirsin ki karanlık bir sığınaktır kırık kalbe.

Dayanmak müşkülün fevki o çeşmin dökülen seline,
ki her damla taşır gizli bir matem, saklı kederde. Bütün dünyayı yakan o mağrur, parlak hüzne,
nasıl katlanır ruhun, bu katran yükün altında?
Fısıldadı o dem şems de, derin bir iç çekişle,
peki ya sen taşır mısın o masken arkasında yatanı?
Gündüzün koynunda sahte gülüşle süzülen çehre,
yalnızlığa ermek için beklerken o ıssız anı.

İçinde boğulan o yutkulmuş sonsuz feryatla,
nasıl yürürsün bilmem o mahşer sıcağında?
Bir hüzün perdesi indi o an gök kubbenin yüzüne,
sustu iki devran, sustu semadaki ebedi çark.
Ne ışık merhem olurmuş insanın derine inen izine,
ne de simsiyah bir gece söndürürmüş o yangını tam.
Her iki alem de bizar kalmış kendi sihrine,
çaresiz bir sükût düştü zamanın koynuna o an.

Ne güneşin feveranı çözer bu düğümün harını,
ne de ayın gümüş tülü örter sinelerdeki yarayı.
Aydınlık teğet geçer sızlayan ruhun dağını,
karanlık ise saklayamaz içte biriken fırtınayı.
İki gök sakini de anladı tabî kendi sınırını,
bütün kainat müşahede etti bu dilsiz vedayı.

Zira insan kırılır fikrinin gölgesinde bile,
gözlerden uzak kaldığı o tenhalık kucağında.
Hiç kimsenin şahit olmadığı sessiz bir darbe ile,
Dağılır camdan saraylar o gizli yalnızlığında.
Ne gece örtebilir bu yıkımı ne gündüz verir çare,
İnsanın en ağır yarası kanar kendi aynasında.

Elbeyi Eyyuboğlu
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 17:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!