kana susamış insanlar...
ve tuzlanmış kadavralar...
adını yazdığım kadın iç çamaşırları
kana susmış bacaklar
realitem
imajinerliğimin göbek taşı
İnsan kendi bakışlarını tanıyamaz
tanıyabilseydi
hiçbir vakit inmezdi
cinnetin doruklarından
karşılıklı oturup
aksayan ayağına kızmadan masanın
yaş geçtikçe ağırlaşan küfürlerle
hayatın eski tadını yudumluyoruz
cebimizdeki parayla son derece orantılı
sensiz de olmuyor ki
durmaksızın ayartıyor
baştan çıkarıyorsun
ne bu fitne allah aşkına
yoksa bir felaketin ulağı mısın
sesin öyle davetkâr
büyünün
ve ihanetin
tüm güzelliklere eş sayıldığı
geçmiş dönem uygarlıklarından
seslensem diyoruım kendime:
-'yalnış çağa ayak basıyorsun...
ben ruya görmesini bilmem
(Aşkımın rüya olmasından korktuğum için yazdım. Yazdığımın aşk olmadığını, aşka sesleniş olduğunuz bilerek yazdım.)
hakikati söylüyorum
hicbir vakit sonsuz hulyalara dalmadim herhangibir yesillikte
sabah olamadı degil mi?
sabah oldu mu anne baba evden ayrılıyor
üzülüyorum
güneş hiç batmasın
Söz, senin doğanda
beni bozan şey nedir ki
her karşılaşmamız
bir tedirginlikle son buluyor
' insanlık beni henüz tanıyamadı '
Sus...
Aralık, Ocak, Şubat, Mart
böyle geçti: sus-la
dört ayrı ay
iki farklı mevsim
katlanılmış bir susla silindi ömrümden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!