Vur dünya vur
Pinyatası oldum hayatın
Janjanlı vur
Şekerim düşerse düşsün
Beklenen ne demekti? En çok kim beklenmişti?
Cahiliye kızları, çöllere gizlenmişti
Babaları sırtlara, kurt postu giyinmişti
Mevlid-i Nebi ile analar sevinmişti
Cehalet zifirinde, bilinmezdi mezarı
İki dağ
Umudun üçgenimsi yığınları
Altında ne ümitler, ne arzular dolu
Birleşivermeliler
Beşeriz, fakat terlemiyor ayrıyken ellerimiz
Altı çizili şiirlerde saklıyoruz benliğimizin özünü
Uyurken sıkılmam ben
Rüyalarımda sen varken namümkün
Kimin rüyası benimkinden renkli ki
Belki masum bir çocuğun
Uçurtmalı, elma şekerlisinden
Evet evet rüyalardan yoğrulmuşuz ikimiz de
İster serap deyin ister hakikat
Mecnunlar dergahının kapısındayım
Ses var soluk yok
Sorgusuz girilmez bu eşikten diye bir ses
Geldiğin şu yolu çöl mü zannettin dedi
Sustum
Kavuşmanın şekilsel bir oluşumu olur mu
Bir sarkıtın dikite ulaşması gibisinden
Binlerce yıl gerekli iki karışlık kavuşma mesafesine
Göz yaşlarımın tortusuyla bir heykel yapılır mı
Sadece yer çekimiyle el değmeden
Suskunluk yaraşmıyor ellerime
Göz yaşı mürekkep en uzun gecede
Müneccimi boş ver dokun satırlarıma
Sorma halimi ey Şeb-i Yelda
Hayalinle uzundan da uzun gece
Dudağının kenarında
Gülüşünün başladığı yerdeyim
Bir uçurum kıyısında
Kanatların açılamadığı yardayım
Beşer beşer aktı beşerin ömrü ümit
Avcum açtım Vedud'a diledim beş vakit
İki cihanda da olsan bana refika
Tutunsam zülfüne senede beş dakika
Hamd ettim Rahman'a nimetin şükrü basit
Kulaklara pas sökücü gerekmeyen bir sokakta aradım seni
Çatlak camlardan eski bir plak sesi yankılanıyordu
Denizliklerde kırık cam teorisini çürütmeye and içmiş sardunyalar
Ve nöbet tutuyorlardı kamufle olmadan
İkimizin şarkısı çalmasa da iğnenin ucunda
Böyle bir kara sevda çalıyordu Süveyda
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!