Onlar ölmeseydi, biz belkide hiç doğmayacaktık,
Gökyüzünü göremeyecek, nefes almayacaktık,
Bir yudum su içemeyecek, yemek tatmayacaktık,
Sevgi nedir bilemeyecek, aşık olmayacaktık,
Ruhunuz şad olsun isimsiz Çanakkale Erleri,
Asla unutmadık, duayla anıyoruz sizleri…
Cismini gözlerime,
İsmini hafızama,
Sesini kulağıma,
Sevgini yüreğime
Kazdım...
Kışın ayazında, dondurucu soğukta,
Tipi, boran, fırtına koparken dışarda,
İlkbaharda, sonbaharda yağmur, çamurda,
Yaz sıcaklarında hararet bastırınca,
Yoğun geçen bir iş gününün akşamında,
Mutlaka her sabah kahvaltı sofrasında,
Bir şiir yazarım
Alabildiğine açık gökyüzünü
Dağınık beyaz bulutları
Maviye çalan denizi
Martıların kanat çırpışını
Dalgaların hışırtısını
Bir kere bu gözler seni gördü,
Senden başkasını görmez ki,
Bir kere bu gönül seni sevdi,
Senden başkasını sevmez ki…
Aşığım güzelim sana sana,
Mevlam bir çift göz vermiş,
Görelim diye.
Seni görmedikten sonra,
Bu gözler niye?
Mevlam kulaklar vermiş,
Duyalım diye,
Yüce Allah (c.c) Muhammed’in (s.a.v) nurunu yarattı ilk önce,
Sonra “Kün” emrini verdi, alemler oluverdi hemen.
Hakk aşkı ile dolan gönüller başladı söylemeye:
Sevdiğine sevgisini söylerse sevap alır SEVEN.
Adem (a.s) Havva’yı görür görmez vuruldu can-ı gönülden,
Yüreğin sevgimle dolduğunda,
Gözlerinde kaybolmak isterim.
Ömrümü veririm bu uğurda,
Al canım, senin olsun SEVGİLİM.
Sensiz bir anım geçsin istemem,
Değişmem dünyayı saçının teline,
Sen benim için çok kıymetlisin.
Aldırma, el-alem gelsede üstüne,
Sen en nadide mücevherimsin.
Adını düşürmem güzelim dilimden,
Zamana suç bulma, zaman aynı zaman, değişen bir şey yok,
Gün yirmi dört saat, hafta yedi gün, sene üç yüz altmış beş…
Bugün dünden beter, yarından ümitsizim deme, dinle, bak,
Diyor ki Habibullâh : “Olmasın günlerin birbirine eş!”
Süfliyat kaplasa da her yeri, uyanık ol, gaflet etme!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!