Aşkın kanunu dertli çaldı azizim
Dileğimiz bir gün tellerinin kopması.
Aşk deryasının kurumasına mukabil
Sur'a gözünün ucuyla bakmakta İsrafil
Gece, akşamıyla kapatır gündüzün kapısını
Açar şaire yıldızlarla donanmış esrarlı odasını
Ay, alnını siler, çıkarıp fırlatır şapkasını
Baykuş, en çapkın duruşuyla bağlar atkısını
Cırcır böceği, şair gelince keser şarkısını
Olur da, yolun düşerse bir mezarlığa
Rastlarsan tenha mezarda ekili frezyaya
Başlarsa istemsizce gözyaşların akmaya
Beni bulmuşsun, aşkı bulmuşsun demektir
Şiirle vasiyet etmiştim karanlığa
Kapatıp gözleri dinlerken kara gecenin sükutunu
Bedeninden azil etti, aşka düşmüş aciz ruhunu
Ayın mehtabı düşmüş, ahenk verirken tuzlu suya
Ruh uçup gitmiş, beden girmiş derin uykuya
Acıyı sürüp ekmeğe
Aşkın elinden yedim
Sitemim vardı feleğe
Ar edip söyleyemedim
Unutmanın niyetine
Cebeci İstasyonu'nda
Ben bir davanın derdinde
Sen bir sevdanın selinde
Yanyana bedenlerde, uzak kalplerde
Hilal keskinliğinde bıyıklarım
Bir güvercin çığlığı göğü iki şak yarıyorken uzaktan uzağa
En zalim avcıdır aşk, dişi erkek demez düşürür avını tuzaktan tuzağa
Ne güzel şekil vermiş cama
Hiç yalan söylemedi bana
Bir kaç çatlak var ama
Doğrudan ayrılmadı ayna
Kimi mutlu gösterdi
Alınca kalemi elime, aklıma sen gelsen
Beyaz kağıdın üzerine dans ederek akıversen
Dizeleri aralayıp kahve gözlerinle bakıversen
Kendimi unutsam, şu dünyanın elemini unutsam
Kuşlar konsa pencereme, güzel haberlerini getirse




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!