Yoruldum, boğuyor beni yalnız aşk.
Acısı, sevgisi, belirsizlik...
Taşıyamıyorum, kalbimde ağrısı,
Yüreğimde yarası.
Düşünürüm günlerdir,
Sen hiç çocuk gözlerimin bakışında aşkı gördün mü?
Sen hiç kirpiklerimin üstünde aşkı,
gizli dudaklarımda sakladığımı gördün mü?
Senin hiç çocuk yaşta elinden,
çocuk sevdân alındığını gördün mü?
Sen hiç itilip dövüldün mü?
Yaraların iyileşti mi, evlat?
Ben yaralarım iyileşti zannederken,
Başka yaraları görünce
Kendi yaralarımı da unuttum, evlat.
İnsana bir insan lazımken, evlat,
Gariptir ama sofrası zengindir.
Çalışır, hakkını verir amma
Alnının terini çalar zengin.
İster eksik olan maaşının kalanını,
Üstüne bir de azar işitir.
Gitmeden önce gelme konusunda
Güvenim kalmadı artık yeter dediğim
Yerde kal
sakın dönme geriye,
kapadım yollarımı,
Ölüm var hâkim bey,
Musalla’da yatan “hakimdi” demiyor hoca.
Er kişi niyetine konuşur hoca.
Unutma hâkim bey,
Teraziyi iyi taşı hâkim bey.
Öyle bir yerdeyimki yeşilden
Huzurlu vadiler selâm eder gözlerime
Gözlerimin nurunda bir kuş konmuş
Dalında yuvası ağzında maması
Yapraklar fısıldar eski bir sırrı
İz bıraktım benden geçen yıllara,
Ne soruyorsun sağa sola?
Beni kapının ışığında izlerim,
Yapışmış çamurlu ayaklarıma,
Görmedin mi?
Çamurlu ayaklarımda yol
Kalbimde izlerin anne
Yıllarca yürürüm sana
Nasırlıdır gurbet yollarım
Bitmez annem
görmedi gözlerim dünya,
seni kulaklarım duydu,
gürültünü görmedim dünya,
seni suyunu içtim,
dokundum ellerimle yüzüne,
görmedim dünya seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!