Yaşmaklı Yolcu Şiiri - Fevzi Emir Yılmaz

Fevzi Emir Yılmaz
201

ŞİİR


22

TAKİPÇİ

Yaşmaklı Yolcu

YAŞMAKLI YOLCU
Fevzi Emir Yılmaz

Sabah seheriyle düşmüş yollara,
Elleri cebinde, önünde başı.
Yolu nerden düşmüş karlı dağlara,
Soğuktan buz tutmuş kirpiği, kaşı.

Üstünde bir hırka, başında yaşmak,
Hızlı adımlarla geçip gidiyor.
Onun işi miydi dağları aşmak?
Sanki karakışla alay ediyor.

Ardından koştum da yetişemedim,
Küheylan misali coşmuş gidiyor. Seslenip adını söyleyemedim,
Sordum soruşturdum, kimse bilmiyor.

Ne dertler taşırmış garip sineler,
Her yüreğin ayrı kederi varmış.
Gün görmeden geçmiş onca seneler,
Şu cümle yeryüzü dertliye darmış.

İçime dert oldu kimin nesiydi,
İlk defa görmüştü gözlerim onu.
Görünen o değil, elbisesiydi,
Gül gibi solmuştu renginin tonu.

Dilerim ki bulsun aradığını,
Kimsesiz kalmasın fâni dünyada.
Kim ne bilsin neler yaşadığını,
Sararıp solmadan ersin murada.

Der Emrullah oğlu, düştüm hayrete;
Hayat bazen zehir, bazen de şerbet.
Âşıktır ezelden kader gayrete,
Sılası yâr olan kavuşur elbet.

Fevzi Emir Yılmaz
Kayıt Tarihi : 5.06.2026 15:11:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!