Bir haz akşamının
Başağrılı sabahında
İçimizdeki bıkkınlık
Belki de pişmanlıktır.
Bir gün,
Yeni bir sevdada buluruz da kendimizi
Onca yaşanmamış şey
Kaldı mı zaman?
Solarken resimler gibi her şey
Boşalmış şişelerdir, gerçek o an.
Artık ne ümit, ne arzu, ne de yorum
Yaz aşkı çabuk geçerdi
O yüzden yağmurları beklediler.
Eylüldü, bir parkın yaşlı kanepesine
Usulca iliştiler.
Saçları alabildiğine rüzgarlı,
Yağmurlukları ıslaktı
Takıp, takıştırma piyasa vakitleri
Oğlanlara kırıtma
Bak güzel kızsın
Adın çıkar sonra
İçinde kötülük olmasa da.
Hanım, hanımcık
Çekilmiş yatağımda
Geceyi dinliyorum
Birazdan misafirler
Gelecek biliyorum.
Biri can çekişiyor
Çığlıklar duyuyorum
Yaprağını döken ağaç
Hani sevgililer vardı
Diz dize oturup da serinliğinde
Kalplerini oymuşlardı gövdene, şahitsin
Sende kaldı aşkları
Aşk nedir bilir misin?
Eski bekleyişlerimi özlüyorum
Çünki umuttular
Artık gelmese de postacı olsun, bir zamanlar
Bana yazdılar.
Sanki uzaktasın yanıbaşımda
Eriyen bir mumun fısıltısında
Nasıl duvar olmuş suskunluğumuz
Şömine küllenmiş, buz gibi oda.
Bak yüzün ay gibi soğuk
Acını çabuk unuttuk
Meyhane masasında
Vur patlasın, çal oynasın
Orada öyle şey oluyorsa
Kulakların çınlasın.
İşte el sürülmemiş yüzyıllardan beridir
Bir soğuk gece sevmiş onu, rüzgâr uyutmuş,
Bilirim bir kere öpsem taştandır, buz gibidir
Mehtap yıkamış çıplak onu, aşkı unutmuş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!