Yaşanmışlık Bana Yeter Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
788

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Yaşanmışlık Bana Yeter

hamdım dalımda,
güneşi kendimden bilirdim.
meğer gölge bile
ışığın sadakasıymış.

bir rüzgar geldi,
adımı sormadan kırdı dalımı.
düştüm.
toprak dediğin ne ki?
kiminin mezarı,
kiminin başlangıcı.
ben ikisini de gördüm.

ziyan oldum ben.
hem de bir çırpıda değil,
azar azar.
biraz dost sofrasında,
biraz sevda kapısında,
biraz da adamdır dediklerimin yanında.

sonra anladım,
insanı düşmanı eksiltmiyor her zaman,
bazen omzuna el koyan
çalıyor ömründen.

acıyla piştim.
ateşe kin tutmadım.
çünkü ateşin huyu belli,
yakar.
ben asıl
su diye sarıldıklarıma kırgınım.

dost dedik,
ekmeği ortadan böldük.
ben yarımı ona verdim,
o benim yarımı da aldı.
sonra adına hayat dediler.

güldüm.

ulan hayat,
sen ne tuhaf terazisin,
yükü namusluya verip
rahatı arsıza tartarsın.

birinin alnında secde izi gördüm,
elinde kul hakkı.
birinin dilinde Allah vardı,
gönlünde pazar.
bir başkası dürüstlüğü anlatıyordu,
cebinde başkasının yarını vardı.

bu nasıl dünya? dedim.
dünya sustu.
haklıydı belki,
bu kadar insan konuşurken
onun susması daha edepliydi.

sevdim de.
öyle yarım yamalak değil,
adam gibi.
bir çift gözü memleket belledim.
meğer ben orada
vatandaş bile değilmişim.

sürgünümü
bir hoşça kal'a yazdılar.
fitti.
ardından koşmadım.
çünkü öğrendim.
gidene yol uzun değildir.
kalmak istemeyene
bir adım bile yeter.

içimde bir sandalye boş kaldı.
uzun zaman kimseyi oturtmadım.
sonra onu da kırıp ateşe attım.
insan bazen
hatıralarıyla ısınmalı,
onlarla yaşamamalı.

çok şey kaybettim.
para gelir.
mal kalır.
gençlik geçer.
ama insan
kendine olan hürmetini kaybetti mi,
hangi dükkanda satılır yenisi?

işte onu korudum.

fakir kaldığım oldu,
yalnız kaldığım oldu,
yanlış anlaşıldığım, unutulduğum,
kapı dışında bırakıldığım oldu.
ama aynaya baktığımda
gözümü kaçırmadım.

bana bu yeter.

şimdi saçımda aklar var.
her biri zamanın attığı imza.
yüzümde çizgiler.
varsın olsun.
düz yüzlü nice eğri adam gördüm ben,
benim yüzüm kırışmış, çok mu?

ömür dediğin,
iki ezan arasında
kendini mühim sanma hastalığı.

doğarken kulağına söylüyorlar adını,
ölünce taşına.
arada geçen zamanda insan,
o iki yazının arasını
adamlıkla doldurmaya uğraşıyor.

kimi dolduruyor.
kimi yalnızca yer kaplıyor.

ben artık kalabalığa bakmıyorum.
sinek de kalabalık gezer,
kartal dağ başında tek.

alkış istemiyorum.
alkışın çoğu
el yoruluncaya kadardır.

şöhret istemiyorum.
bugün seni konuşan ağız
yarın başkasının adını çiğner.

servet desen.
kefenin cebi yok.
toprağın tapusu da
sonunda toprağa kalıyor.

bana bir sandalye verin,
gökyüzünü göreyim.
bir bardak çay koyun,
demi yerinde olsun.
karşıma da
sözü başka, özü başka olmayan
bir insan otursun.

zenginlik buysa zenginim.
değilse,
fakirliğimle mesudum.

artık kimseye
kendimi anlatmak derdim yok.
beni yanlış bilen
bildiğiyle yaşasın.
doğru bilen
duasını eksik etmesin.

çünkü insan bir yaştan sonra
haklı çıkmak istemiyor.
huzurlu çıkmak istiyor
bu dünyadan.

sorarsanız,
ne kaldı bunca yıldan?

bir avuç yara,
birkaç güzel insan,
bir sürü ders
ve hala kiraya vermediğim
bir vicdan.

hepsi bu.
ama yetiyor.

çünkü ben
hamdım dalımda.
kırıldım.
düştüm.
ziyan oldum.
ateşe verdiler,
acıyla piştim.

ve sonunda öğrendim.

mesele hiç düşmemek değilmiş,
düştüğün yerden kalkarken
başkasının omzuna basmamakmış.

mesele çok yaşamak değilmiş,
yaşadığın kadar
insan kalabilmekmiş.

şimdi dünyanın önünden
bir yolcu gibi geçiyorum.
ne dükkanında gözüm var
ne pazarında.

borç verdiklerimi unuttum,
aldığım duaları sakladım.
kırgınlıklarımı gömdüm,
derslerini yanıma aldım.

ve biri çıkıp da
bir ömürden sana ne kaldı?
diye sorarsa,

ceplerimi ters çevirir,
göğsüme vurur
ve derim ki.

hamdım dalımda,
ziyan oldum ben.
acıyla piştim.

dünyaya hevesim geçti,
insana dair dersimi aldım.

yaşanmışlık bana yeter.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 20:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!