Sen gelmeden gözünün feri gelir aklıma
Gönül penceremden bir umut yeşerir
Ardından saçının rüzgârı girer içeri,
Ellerinin sessizliği,
Dudaklarının unutulmuş sıcaklığı...
Bir anda ruhumun güz mevsimi değişir
Çalı kuşu, kırık bir dalda zamanı deler.
Uzakta bir tren, yarınlara doğru iç çeker
Taksi kornası, vapur düdüğü, çocuk sesi...
Hepsi büyük bir orkestranın ortak nefesi
Ve kentin bitmeyen uğultusu
Yük olur omuzlarıma ağır bir palto misali
Sen yoksan, hayat yüzüme kapanan kapı
Sokakta karşılaştığım yüzler birer yabancı
Kimse birbirine bakmaz;
Selam dudaktan değil, alışkanlıktan çıkar.
Eller tokalaşsa da ruhlar dokunmaz.
Başkasının omzuna değmeden
Herkes kendi yalnızlığını taşıma derdinde
Gökyüzü güzel sesini unutmuştur çoktan
Deniz,
Mektup gibi mühürlüdür gecenin alnına
Gün, hep aynı renkte açılsa da
Dostluklar bir elin parmakları kadar sayılı
Sevgiler vitrindeki eşyalar gibi el değiştirir.
Oysa hayat,
Başkasının biçtiği elbiseyi giymek değildir.
İsterim ki
Sabah takvimden değil, gözünden doğsun.
Bilinmeyen şarkılar söyleyelim;
Ellerimiz birbirini aramak zorunda kalmasın
Belki o an, zaman da eski saatlerini kırar.
Çemberler çözülür.
Ayrılık, sözlüklerden silinir.
İnsan, ilk kez gerçekten yaşadığını fark eder.
Çünkü aşk,
Dünyanın değişmesini beklemek değil,
Dünyayı senin gözlerinle yeniden görebilmektir.
Dr Yusuf Polat
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 12:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
20260716 Denizli




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!