Bir makine değil, aynalar salonu zihin,
Her köşesinde bir zamirin gölgesi saklı.
Geçmişin tozlu raflarında eski bir yemin,
Geleceğin endişesinde, yarım kalmış bir haklılık.
Varsayılan bir gürültü, yükselir durur içimde,
Boğaz'ın sularına benzer o bitmez telaş.
Kendi kendimi dinlerim, tarihi semtlerin serinliğinde,
Aklım bir labirent, adımlarım yavaş yavaş.
Sonra bir ikaz fısıltısı üstbilişin ışığı,
Gözcüm uyanıyor, o eski uykusundan.
Elinin tersiyle itiyor sarmaşığı,
Uzaklaşıyor İstanbul'un o puslu kuyusundan.
Şalter inince, susuyor o susmaz anlatıcı,
Sadece izliyorum, Marmara'nın kıyısında.
Ne bir yargı yarası, ne geçmişin sancısı,
Artık şairi benim, bu şehrin her satırında.
Bir yaprak gibi düşüyor düşünceler suya,
Bağımsızım artık, kendi dünyamın merkezinde.
Dönüştüm, uyandım bu kadim uykudan, o huya;
Sessizliğimin gizil gücü, bu ülkenin her yerinde.
Kayıt Tarihi : 21.06.2026 12:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!