Kapanarak dizüstü, arzın boşluklarını seyrediyorum
Kızıl bir akşamın koyu rengine bürünüdüğü yeşilliklerde
Bir yıldız kayıyor, kimbilir ne hikmetler gizlidir bu halinde
Yol alıyorum doyumsuz dingin bir havada, en tatlı hülyalara.
Kafamda sorular, yığınla seriliyor çimenler üstüne cevaplar
Çok düşünen biriyim
En ufak artı ya da eksi
Beni bilinmez dünyalara sürükler
Tatlı yaşamın bilincindeyim!
Benim dünyamda çirkinlikler yoktur
pembe düş çizgisinde başlar hayat gençlige
sunulu güzelliklerin cezbiyle hoş yaşam ikram edilir
altından tepsi gümüşten tasla
ve vazgeçilmez hayaller ardında süslenir,
sürüklenir umutlar geleceğe.
Gümüş tepside, altından tasta sunduğun gündü, içtigim
Oysa ne güzel okşuyordu samyeli, bana bakan resimde saçlarını
Öpmelere kıyamadığım yüzünü, içime dolan gülüşlerini
Düşüncelerimi nasıl anladığını bilmeden, serptin deliklere
İyi mi ettin kendince, ucsuz bucaksız boşluklara attın da beni
Ben senin halinden deliksiz cenderelerde kıvrandım günlerce
Gözlerinin saklı cennetlerinde
Rengarenk bezenmiş güller sekilerine
Tutkular ayyuka serili, ruhlar doygun
Bir ben doyumsuz yokluğun dururken yanımda
Gelmezliğin de durur karşımda can bakışlarınla
İçime de batar gidişin, görmeyişin de ayrı bir dert
Leyla ile Mecnun kavuşamasalar da
Mezarları yan yana, yatarlar birlikte!
O günden bugüne Mecnunlar, Laylalar
Dualar edip, y / anarlar aşk diye diye.
Yine sardı sarmaladı içimi bir kabus
Kaybolmadı gitti gençliğimin sıkıntıları
Her şey yarım kaldı, her şey mazide umut
Unut diyorsun desene; boşuna yaşıyorsun!
Döndügüm kıblem, yakardığım bir Yaradan
Serpilir içime gecenin ıssız sessizliği
Çınlar da kulaklarım yokluğunda, yana yana ağlarım...
Bir gülün kokusu kadar sürse de sevinçler
Dört mevsimin güzellikleri kadardır ömür.
2005
Gün yine o gün, seni ilk gördügüm gün
Çöreklendi gönlüme yığınla hüzün, keder
Ahlarım arşa erdi, ben sana eremedim
Günümü nasıl yaşıyorum ah bir görebilsen
Sabır denizinin kıyılarında amansız med-cezir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!