İçimde derin bir yağmur...
Sonbaharın kırıntılarını taşıyor.
İnce ince serpiliyor da aynı zamanda,
Hüzün taşıyan kara bulutlardan.
Mevsimlerden güz...
Kör bir kurşunla vurulmuşum,
Gözlerim dalar boşluğa amansızca.
Bir sancı oturur yüreğime,
Söküp atmak isterim ama nafile...
Paslı bir bıçağın bıraktığı iz gibi...
Kalır yüreğimin ta ortasında.
Uçurtma gibi savrulan nice yaşlar,
Düştü gözlerden damla damla.
Yüreğinin esintileri bunlar...
Alır insanı bı o yana bi bu yana.
Karanlık kuruldu yine bu dünyaya,
Duruyor karşımda gözler suskun...
Buluştu o anda bakışlar, su bile durgun.
Kelimeler dökülmüyor dilimden, hepsi yorgun,
Kendime sorduğum soru ne olacaktın ne oldun.
Yaşanabilecekken yaşanamayanlar yordu,
Sudaki yansimana dokunamamaya benzer kavuşmak,
Ne zordur bu acıyla beraber yaşamak...
En zor olanı da o hisleri okumak,
Biterdi cümleler noktalarla buluşamadan.
Sessizce geldi geçti; gördü olanları,
Bir şiirin mısralarında rastladım ben sana,
Ahengine kapılmış dalıyorum hülyalara.
Sonra çekip gittiğin geliyor aklıma...
Karanlık çöküyor tekrar dünyama.
Kum gibi ezip su gibi geçtin gittin.
Neden her şey gelir ki benim başıma?
Zarar gelmedi ben tarafından sana,
Yüreğim ağlıyor her saniye kana kana.
Yüreğimi delen şu gözyaşları ne diye?
İslatmiyor bile artık dökülen bu yaşlar.
Ne senle ne de sensiz bir hayat,
İmkansız gibi geliyor insana.
Senli bir dünyanın büyüsü mü,
Sensiz bir dünyanın karanlığı mı?
Bir türlü karar veremedim bu ikileme,
Soğuk bir kış gününün getirdiği ürperti...
Çöktü bünyeme.
Şu kasvetli havada güzel giden bir şey var:
Beni şu anlamsız hayata bağlar.
Zayıf düşmüş ruhumu,
Kopup incelediği yerde sağlamlaştırır.
Ödüm kopuyor...
Bir daha göremeyeceğim diye seni.
Ödüm kopuyor...
Sesini bir daha duyamayacağım diye.
Bende olmayan resmine bakıyorum sebepsiz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!