Karanfil topladım çorak topraklardan,
Koydum yüreğimin başucuna.
Ara ara alsın götürsün beni,
Sığamadıgım bu derin düşüncelerden.
Issız sokaklardan geçtim,
Yanlış zamanı doğru gösterdi niceleri,
Bozuk saat gibi bir ileri bir geri.
Olması gereken anda olmalıydı bazıları,
Kayıp giden zamanın kırıntıları...
Koskoca yıllar tek bir saniyeye sığdırıldı,
Bugün aldım kalemimi elime,
Senden habersiz bir şiir yazdım yine.
Şiiri yazarken gözyaşları döküldü birer birer,
Kağıdın üzerine.
Şu dile gelmez dizeler...
Kuru yaşlar döküldü de ıslanmadı yine.
Sesi gelir kendi gelmez bana,
Bu yürek bir hâl oldu yana yana.
Söndüremiyor hiçbir kuvvet içimdekini,
Dindiremiyor kimse şu acımı.
Ne zor şeymiş bu:
Kabuğuna çekilmiş bir yüreğin sancısı bu,
Ne yapsa da ne etse de geçmeyecek bir yara.
Öyle derin bir yara ki...
Ne kadar inerse insin bitmeyecek bir yara.
Derinlerden gelen bir hissin tarifi bu,
Dünya yedi harflidir...
Kimine göre kısa kimine göre uzun,
Uzun soluklu bir dizi misali...
Kimi görür kimi de görmez o finali.
Kaptırır kendini hayatın akışına,
Anlam verir kimilerinin bakışına.
Seni anlatmaya çalıştığım her an,
Tutukluluk yapardı kalemim.
Seni anlatmanın imkansızlığını bilemedim,
Eksik, hissiz ve de zayıf kalırdı kelimelerim,
Sen ki...
En güzel şiirlerimde etkin vardı,
Sayfalar yazıla çizile zamanla sarardı.
Koparılıp atılan tozlu sayfaların satırları...
Okudukça insan içi karardı.
Kâfiyeler arasında gidip gelir insan, hüznü artar.
Esiri oldum bu sevdanın, koştum peşinde;
Huzur buldum hep onun sesinde.
Soluma baktım yeller esiyor yerinde,
Dilerim hep mutlu olur şu ömründe.
Olmayacak bir sevda bu ama vazgeçmem,
Fikir hapishanesinde sıkışıp kalmış,
Dört duvar üzerine geliyor, daralıyor adeta.
Beyninin içini kemiren cevapsız sorular...
Alır onu bir o yana bir bu yana.
Fikirleri müebbet hapis olmuş zihninde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!