Aşk Fatih’e gemileri karadan yürüten nefes,
Aşk Ferhat’a dağları deldiren heves,
Hem hayati hem abes,
Hem hürriyet hem kafes...
Bir mühürdür kalbe, çözülmez düğüm,
Senden sonra eksildi ömrümün en güngörmüş yanları,
Bir baba gölgesi çekildi şu kimsesiz avlumdan.
Şimdi ne yana baksam sesinin o eski, şefkatli coğrafyası;
Gözlerimde bulut, yüreğimde hiç dinmeyen bir ağrı kaldı babam.
Sana dair ne varsa saklı durur içimde,
Bin hüzün gizli her gülüş biçimde.
Savruldum aşkınla garip bir biçimde,
Ben senin aşkından vazgeçmeyeceğim
Kaderin elinden zehir de içsem,
Sustu, konuşamadı, daldı uzağa
Benzerdi ömrü yapraksız bir bağa
Yoksulluk pusuda, çekmiş tuzağa...
Yürek “Bayram” dedi, sessiz hıçkırdı
Adam “Bayram” dedi, boynunu kırdı..
Bana sorma bilmiyorum!
Nasıl sevdim,
Nasıl bağlandım,
Nasıl seni hayatımın merkezine koydum,
Nasıl herşeyim oldun bilmiyorum...
Git artık, her şeyi koyup bir yana,
İzi kalmasın hiç, bakma arkana.
Terk et hayatımı, elini çek git;
Mezar olsun vuslat, her bir imkana.
Gözlerini al git, sök de bağrımdan,
Bir şair olsaydım eğer,
Bütün sözlerim sen olurdun,
Her gün seni yazar,
Her satırda seni yaşardım.
Ama bir şair değilim ki,
Sadece seni çok seviyorum.
Camdan Haneler
Perdeyi çektikçe adam olurdu eskiler,
Şimdi camdan hanelerde iffet mi kaldı?
Gözden sakınanı "yobaz" saydı cahiller,
Namusu üç-beş beğeniye satanlar çoğaldı.
Anlatırken ağlarım diye anlatamadığım çok şey var,
Kirpiklerime kadar gözyaşı ile doluyum.
Duygularım cümlelerimi tamamlamaya yetmiyor,
Ne güzel günlerdi eskiden...
Kendimi özledim,
Siz bakmayın benim
‘O her şeyi halleder’
denilen kişi olduğuma.
Bir gece vardı, ben o gece kendimi bile
bulamamıştım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!