Yollara bakmaktan yoruldu gözüm,
Sitemle sarardı, soldu bu yüzüm.
Bitmedi kalbimde sönmeyen közüm,
Neden aramıyor, sormuyorsun yar?
Beni hiç mi özlemiyorsun yar?
Uyuma konuşalım diyen de seviyordu,
Hadi uyu geç oldu diyen de,
Sadece biri kıyamıyordu,
diğeri doyamıyordu.
Biri sesindeki huzuru, dünyaya değişmiyordu, Diğeri; seni sensiz de sevebileceğine inanıyordu.
Ben aşk nedir bilmem.
Eski kafalıyım!
Bir seni bilirim;
Bir de adın geçince, Sıkışan kalbimi...
Lügatlerde aramadım karşılığını,
Bir zamanlar adın, dilimde bir duaydı,
Eşiğinde beklemek, ömre bedel bir sevdaydı.
Yollarını gözlemekten yorgun düşen bu gözler,
Şimdi ufkunda bir toz bile görmeyi istemezler.
Tabip dokunma hiç, yaram derindir,
Bu sızı ruhumun tek ezberidir,
Sanma ki bu sevda dün beşeridir,
Mahşere dek sürer, var gizli kalsın.
Arayıp bulmasın yollarda izimi,
Sultanım;
Yık içimdeki o kavi surları,
Şahi topların ateşiyle...
Yıkılan taşların yerine !
Yeniden kale ören kim?
Deniz nereden bilsin,
İnsanın karada bile boğulduğunu.
Kulaç atmaktan yorulup da
Kendi gölgesinde kaybolduğunu.
Tuzlu sular değil ki ciğeri yakan,
12 yaşındaydim
Henüz ekranların soğuk ışığı,
Ruhumuzun sıcaklığını çalmamıştı...
Sadece mahalle köşelerindeki internet kafeler,
Ve içimizde tarif edemediğimiz o delişmen heyecan.
Umut, cebimizdeki en kıymetli hazineydi;
Benim seni sevmeyi bırakamayışım
ve senin beni sevmeyi beceremeyişin arasında,
Hayatımı ne güzel mahvettik değil mi?
Sen bana her baktığında bir 'elveda' biriktirdin,
Ben sana her baktığımda bin 'merhaba' feda ettim.
Sonunda elimizde kalan;
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Şehir uyur, ben uyanık kalırım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!