Ben bir kez istenilmediğimi fark ettim.
O günden sonra hep kapıya yakın oturdum,
Kapıya kadar ittiler,
Sonra kapıdan çıktım diye suçlu ilan ettiler.
Sanki ben seçmişim gibi bu ayazı,
Kül bürümüş ocağı, baykuş tünemiş taşa,
Yıllar zehir zemberek, vurdukça vurdu başa.
Zamanın çarkı kırık, döndük hep boşa,
Kaderin bu nankör oyunu yine beni bulmuş,
Seni görmek için geldim, sen gideli çok olmuş.
Ben aşk nedir bilmem.
Eski kafalıyım!
Bir seni bilirim;
Bir de adın geçince, Sıkışan kalbimi...
Lügatlerde aramadım karşılığını,
Bir zamanlar adın, dilimde bir duaydı,
Eşiğinde beklemek, ömre bedel bir sevdaydı.
Yollarını gözlemekten yorgun düşen bu gözler,
Şimdi ufkunda bir toz bile görmeyi istemezler.
Tabip dokunma hiç, yaram derindir,
Bu sızı ruhumun tek ezberidir,
Sanma ki bu sevda dün beşeridir,
Mahşere dek sürer, var gizli kalsın.
Arayıp bulmasın yollarda izimi,
Aşk Fatih’e gemileri karadan yürüten nefes,
Aşk Ferhat’a dağları deldiren heves,
Hem hayati hem abes,
Hem hürriyet hem kafes...
Bir mühürdür kalbe, çözülmez düğüm,
Bana sorma bilmiyorum!
Nasıl sevdim,
Nasıl bağlandım,
Nasıl seni hayatımın merkezine koydum,
Nasıl herşeyim oldun bilmiyorum...
Git artık, her şeyi koyup bir yana,
İzi kalmasın hiç, bakma arkana.
Terk et hayatımı, elini çek git;
Mezar olsun vuslat, her bir imkana.
Gözlerini al git, sök de bağrımdan,
Bir şair olsaydım eğer,
Bütün sözlerim sen olurdun,
Her gün seni yazar,
Her satırda seni yaşardım.
Ama bir şair değilim ki,
Sadece seni çok seviyorum.
Bütün kapıları kapattım üzerime,
Anahtarı ise denize attım.
Sana düşen öylece orada durmak,
Bana düşense seni, senden habersiz yaşamak.
Bakma öyle şaşkın şaşkın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!