Zaman kötü, nesil azgın
Ana Ağlar, Baba bezgin
Faylar kırık, Millet üzgün
Sür Düdüğü çalar bir gün.
Muhannet'e olma Turab
Güneş harlar, Dünya döner
Gündüz parlar, gece söner
Her yıldızda, ayrı hüner
Vardır amma gören olmaz.
Havva Adem-i kandırdı
Dönüşü olmayan zaman içinde
Bakışın Buğulu, Duman içinde
Bıraktın Gönlümü, Aman içinde
Ömrümü Eyledin Çöl Komşu Kızı.
Çeşmenin başında gülerdin bazı
Bu Dünya'nın Türlü zilleti vardır
Bunca Meşakatı, İlleti Vardır
Yurdumun Ulusal Devleti vardır
Hür Cumhuriyettir yolumuz bizim.
Cümle Mahlukata, verilmiş nimet
Yoksulun Kervanı Yolunda gitmez
Dervişan Abdalın, Çilesi Bitmez
Rahmetsiz bahçenin gülleri açmaz
Bülbülü Lal Eden, Gül Yarasıdır.
Çobanlar Sırtını, Dağa Yaslanır
Dünya'yı donatmış yüce Yaradan
Bunca melanetler değil sıradan
Kin-kibir düşmanlık kalksın aradan
Huzuru barışta bul yavaş-yavaş.
Yaz-bahar gelince doğa süslenir
Metropol Şehirler Mahşere döndü
Saraylar Yıkıldı, Ocaklar Söndü
Memleket sathına yabancı doldu
Halimiz Perişan, Gurbette Usta.
Ağıtlar Yakıyor, Çaresiz Başlar
Son bahar hazanı ermeden kışa
Bülbülün feryadı değildir boşa
Kız gelin tacını giymeden başa
Güzel belli olmaz yar belli olmaz.
Aşığın gönlünde gülü solmadan
Dinle yobaz dinle, benim sözümü
Hak'tan başkasına, yazma arzını
Yaradan katına, çevir yüzünü
Maddeden manayı süzmeyi öğren.
Dön bir kendine bak, utan halinden
Mahlukat Evrildi, Bozuldu Cihan
Esaret Altında, Yapılmaz Kıyam
Çoğaldı Açlıktan, Canına Kıyan
Hayır Hasenat'lı Kul nerde kaldı.
Memleketi Vurdu, Taun Karası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!