Güneş Yanar, Dünya Döner
Akşam Olur, Gündüz Söner
Her Kul da Ayrı Bir Hüner
Vardır Amma Gören Olmaz.
Tahta Çıkmış, Nünkâr Paşa
Dönüşü olmayan zaman içinde
Bakışın Buğulu, Duman içinde
Bıraktın Gönlümü, Aman içinde
Ömrümü Eyledin Çöl Komşu Kızı.
Çeşmenin başında gülerdin bazı
Bu Dünya'nın Türlü zilleti vardır
Bunca Meşakatı, İlleti Vardır
Yurdumun Ulusal Devleti vardır
Hür Cumhuriyettir yolumuz bizim.
Cümle Mahlukata, verilmiş nimet
Yoksulun Kervanı Yolunda gitmez
Dervişan Abdalın, Çilesi Bitmez
Rahmetsiz bahçenin gülleri açmaz
Bülbülü Lal Eden, Gül Yarasıdır.
Çobanlar Sırtını, Dağa Yaslanır
Dünya'yı donatmış yüce Yaradan
Bunca melanetler değil sıradan
Kin-kibir düşmanlık kalksın aradan
Huzuru barışta bul yavaş-yavaş.
Yaz-bahar gelince doğa süslenir
Metropol Şehirler Mahşere döndü
Saraylar Yıkıldı, Ocaklar Söndü
Memleket sathına yabancı doldu
Halimiz Perişan, Gurbette Usta.
Ağıtlar Yakıyor, Çaresiz Başlar
Son bahar hazanı ermeden kışa
Bülbülün feryadı değildir boşa
Kız gelin tacını giymeden başa
Güzel belli olmaz yar belli olmaz.
Aşığın gönlünde gülü solmadan
Dinle Yobaz dinle, benim sözümü
Hak'tan başkasına, yazma arzını
Yaradan Katına, çevir yüzünü
Maddeden manayı süzmeyi öğren.
Kin-kibir-nefret akar Şer Dilinden
Mahlukat Evrildi, Bozuldu Cihan
Esaret Altında, Yapılmaz Kıyam
Çoğaldı Açlıktan, Canına Kıyan
Hayır Hasenat'lı Kul nerde kaldı.
Memleketi Vurdu, Taun Karası
Şeyhülislam, saray sözü dinlemez
Bu Dünya mülkünü, gaye eğlemez
Takvadan ayrılıp, yalan söylemez
Haktan, fehim-himmet almayı öğren.
Ebced okumakla, olunmaz Alim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!