Dokun şu mızraba bitsin tasası
Tellerden yol eyle bizim ellere
Alıver şöyle bir gurbet havası
Türkülerim söylensin dilden dillere
Dağlarda şavkarsın çoban ateşi
Gidiyorum
Bir daha karşına çıkmam bunu bil
Bir kara yazıyı siler gibi
Sil yüreğinden beni, sil!..
Git eylül
Sen hiç böyle hoyrat davranmazdın
Yakıp kavurup, yürek dağlamazdın
Eylül olsan böyle karalar bağlamazdın
Git şimdi, eylül efendiliğinle gel...
Bir eylül sabahı çektin de gittin
Seher yeli gibi estin de gittin
Ey, benim gözümün nazlı karası
Selamı sabahı kestin de gittin...
H ayat iksirim diyorum ben sana
A cımda , sızımda yanı başımda
T asamda, yasımda elin omzumda
İ smin gibi erken doğdun ufkuma
C an yoldaşım oldun, bu kutlu yolda
E ktiğini biçtirsin Rabb’im sana...
Yalan üstüne kurulmuş dünya
Hep aldattılar, hep aldatıldık
Ufacık bir sözde türlü mana var
Neyine güveneyim, senin ey dünya
Kaç zamandır yaşlı gözler nöbette
Göz yaşımı sileceğin yok senin
Ne kusurum oldu sana hürmette
Kıymet verip seveceğin yok senin...
Dağlardan su indirdim senin için
Akşamdı
Evlerin Işıkları huzura yandı
Besmeleyle kuruldu sofralar
Eller ekmeğe uzandı
Akşamdı
AB-I HAYAT
Ab-ı hayat dökülseydi şu semadan
Göğe merdiven dayardı ruhsuz beşer
İnanan medet umar mı avantadan
Onlar, suyunu helal kaynaktan içer...
Bazen ağlarsın
Cennet süpürgesi kirpiğine
İki billur damlası asarsın...
Bazen ağlarsın
Şeyda bülbül misali




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!