Ben seni hep orda,
Karşı sokakta beklerdim.
Sen ise hiç gelmezdin
Gece yalnızlığını giyerdi
Pencerene karanlık,
Yüreğime acı düşerdi…
Dünya tükeniyor, yollar tıkandı
Kör duman bürüdü, sırlar saklandı
Bulanık sularda nefis aklandı
Suyu kirlenmemiş göl göster bana...
Cenaze namazı kılındı aklın
Üzülme, gün gelir erken ağarır dağlar
Pencerende gülümser saksı çiçekleri
Kanatlarında muştular getirir kuşlar
Sokağında cıvıl cıvıl çocuk sesleri...
Üzülme, vakit olur semadan nur düşer
Akşama görüşürüz demiştim ya
Görüşemeyeceğiz…
Kapıyı çalmamı beklemeyin beyhude
Ben artık sizi bekliyorum
Hastanelerin birinde…
Güzel bir gündü
Sabahları hayat erken başlardı
Her oymakta beş on çocuk oynardı
Bayram, düğün; her yer insan kaynardı
Sokağa çor çocuk inmiyor kardeş
Duvarda nicedir asılı kaldın
Ne gurbet, ne hoyrat, ne bozlak çaldın
Tellerin mi koptu, avazsız kaldın
Bir ses ver duysunlar, seni ey sazım...
Niye mahzun mahzun durursun öyle
SENİN GİBİ
Akdeniz’de yine fırtına var
Kıyıda başı örtülü bir kadın
Aklıma seni düşürür
Dalgalara aldırmaz, kaygısız yürür
Buğusu üstünde ikram edip çayları
Mutlu etsek küçük büyük tüm insanları
Bir içten dua yeter, para pul gerekmez
Çay, kevser olur akar, vatan toprağında
Sevgi çayı koyalım bu çayın adını
Eğme be çehreni, asma şu yüzün
Bitsin karakışın, bitsin şu hüznün
Keklikler ötüşsün, şahin süzülsün
Karakaya’m gönül dağımsın benim
Bırak sularını yer gök çağlasın
Kocayayla’dan esen seher yeliyim
Çarık bağında açan yaban gülüyüm
Tavşancılı sırtında oğul balıyım
Kayapınar suyunda, yarpuz dalıyım
Vatanım vatan, kuru toprak değilim...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!