ŞANLI MEHMETİM
Şanlı Mehmet’im, ne villan ne de yatın vardı
Evin barkın kırık dökük dört duvardı
Davul zurna ile uğurlandın asker ocağına
Yeni doğan yavrunu doyasıya alamadın kucağına
ŞANLI MİLLETİZ
Destanlardan beslensin yiğitliğin kaynağı
Kor ateşlerde erisin Ergenekon dağı
Dört kıtada iz bıraksın atımın toynağı
Tarihe mühür vuran biz, şanlı bir milletiz
Şaşırma
Gönlümün yıkık duvarı örülür
Asabıkeyf bir mağarada dirilir
Putperestlerin putları kırılır
Mevla ol deyince olur, şaşırma.
SAZIMIN TÜRKÜSÜ
Sazım bu türküyü sana yazdım
Bir gün çalarsın diye
Sitemim sana değil
Vefasız sevgiliye
Şeb-i Arus
Gönül ilahi aşka olunca dûçâr
Aşk ile ellerini semaya açar
Erenler bu dergâhtan bâdeler içer.
Şehirlere inat
Göçmen kuşlar misali
Doğaya açsam kanat
Çayırlara sofra kursam
İşte saltanat...
Ne beton yığınları
ŞEHRİN HİKAYESİ
Gün doğuyor bu şehrin üstüne
Bir bir aydınlanıyor sokaklar
SEKSENLİ YILLAR
İçimdeki ses gidelim dedi o günlere,adına bir hikaye dahi yazılmamış dünlere. Bir sabah erken düştük yollara hayat bizi getirdi seksenli yıllara. Mevsim yazdı
Tarla yolları topraktı... tozdu.
O tozlu yolarda naylon ve kilteli ayakabımızın izi Dadağlar mevkiyine götürdü bizi. Havuz kenarında kaç ayakkabı duruyordu dizi dizi.Çeşme suyu soğuk lakin havuz suyu ılık...bugün de havuz pek kalabalık. Burası bozkırın orta yeri, havuzda köy çocukları sanki bir alabalık. Havuz duvarında yosunlar, hep bir aradaydı zayıflar, tosunlar...
Selam
Vardan var olup yoktan bir olana
Erenler dergahında pir olana
Selam
Selam Olsun
Gönül pınarlarında
suyu berrak akanlara,
Sevgi bahçesinde
misk ve amber kokanlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!