AĞIT
Yüce dağların karı var
Yaslı gönlüm efkarım var
Aldın felek sevdiğimi
Bilmem bana ne zorun var
AĞLAYANIN MALI GÜLENE YAR DEĞİL
Bir merada buluştu üç beş çoban
Lakin hepsi birbirine yaban
Bir bir tanışma faslına geçtiker
AH BU GÜZ AYLARI
Yine efkar çöktü gurbet ellere
Hasretim sılada esen yellere
Çare yok gönlümde solan güllere
Güz ayında solan çiçek açar mı
AHİR ZAMAN
Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı
Gerilmiş okların yorulmuş yayı
Çıkar için kullanan var davayı
Ahir zaman bizi yoruyor usta
AHMET HAŞİM GİBİ
Bir hayal içinde bin hayal kurdum
Boş bir bankta saatlerce oturdum
Kalabalık gündüzlerden vazgeçtim
Ahmet Haşim' in ruhuyla söyleştim
AH O UYKULAR
Oysa bir adım kalmıştı mutluluğa
Kara kış dönecekti ilkbahara
Çıkacaktık çiçek açmış dağlara
Dalmasaydık öyle derin uykuya
Ahvalimiz
Şimdi kurudu, o coşkun akan pınar
Devrildi altı yüz asırlık çınar
Sustu dün çağlayıp gürleyen oluk
Çoban çeşmesinden çıkmaz ses soluk
AKİF’İN YOLUNDA
İlim ve irfanla yoğrulacağız
Hak ve hakikatle doğrulacağız
Azimle kendimizi bulacağız
AKIL ALMAZ İŞLER
Dertleri miras bilip pay eyledik
Yarım aklımız vardı, zay eyledik
Dokuzdan geçtik, onu köy eyledik
Akıl almaz işlerimiz var bizim
AKIL SIR ERMEZ BiZE
İnsanlar türlü rollere bürünür
İçi zehir, dışı nehir görünür
Yükselir uçar, alçalır sürünür
Akıl sır ermez insanın haline




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!