ESKİ BAYRAMLAR
Açmayın yaralarımı çok derin
Ne tadı kaldı ne tuzu günlerin
Bana çocukluğumu tekrar verin
Gelmez bir daha o eski bayramlar
Eski Günler
Gülüşlerimiz vardı
Sokaklarda yankılanan
Kahkahalarımız vardı
Gökyüzünde kaybolan
ESKİ SEVDALAR
Kerpiçten yapılma bir evimiz vardı
On kişilik horantaya göre oldukça dardı
Sokaklarda çocuklar gece yarılarına kadar oynardı
Tandır ekmeği yapılır, kara kazanlarda bulgur kaynardı
EV HAPSİ
Dört duvarda, kafesteyim
Özgürlüğe hasretim, kodesteyim
Şakir' im, Boncuk'um Beste'yim
İnsan mıyım, kuş muyum, bilmem neyim?
EVLADIMA ÖĞÜTLER
Marifeti insanlıkta ara
Geçmişten ders alıp bak yarınlara
Bir bilmeze kendini kul eyleme
Ey Güzel Anadolu
Kuşluk vakti, mevsim güz
Odamı aydınlattı
Güneşle gelen gündüz.
Köyde bu sabah erken
EY GÜZEL İSTANBUL
Devletialinin yedi güzel kapısı
Kalbinde Osmanlının onca ihtişamlı yapısı
Sultan Ahmet, Fatih ve Süleymaniye
İlham kaynağısın yüzbinlerce faniye
EY GÜZEL YURDUM (ANADOLU’M BENİM)
Sevgiyi ilmek ilmek dokuyoruz
Buram buram toprağın kokuyoruz
Sana gözümüz gibi bakıyoruz
Ey güzel yurdum! Anadolu’m benim.
EY KOCA ÇINAR
Ol emriyle uyanınca o kara topraklar,
Kainata can gelip de yeşerir yapraklar.
EY KOCA DÜNYA
Ey koca dünya döne döne yordun bizi
Taştan taşa çalıp yerden yere vurdun bizi
Bağrına bastın candan sevdiklerimizi
Bırakmadın onlardan bir tek ayak izi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!