Hatıra Defterim
1961-1962 Ders yılında İstanbul’dan çoğu üniversite mezunu 5-6 yedek subay öğretmen okulumuza atanmıştı.Ben Cumhüriyet ilkokulu müdür yardımcısıydım.Müdür yardımcısı olmasam bile,herkesi Allah için sever,herkesle sohbet eder,yardımlarına koşar veya onlardan yardım isterim.Açıkçası girişkenim.art niyetim yok.Ama bir ters davranış gördüğümde de çekilmeyi,kalp kırmadan kendimi korumayı bilirim.bu arkadaşların okul faaliyetlerinde,asil öğretmenlerden daha çok yararları oldu. Müsamere çalışmalarında öğrencilerine çok güzel şiir,ront,piyesler öğrettiler.çok iyi bir arkadaşlığımız oldu onlarla.haliyle ayrılacakları zaman hatırlyıp,hatırlanmak için hatıra defterine bir iki kelime de olsa,bir şeyler yazmamızı istediler,bir tek ben normal karşıladım bu isteklerini.işte bir arkadaşımın bana yazdıkları,ve okudukça,onur duyduğum bir yazı.
Çok Muhterem veSevgili Vehbiye Hanım
Hatıra defterinizde bana bir sayfa ayırdığınız için,size çok çok teşekkür ederim.Vatani vazifemi Yd.Sb.Öğr. olarak yapmakta olduğum şirin Mardin vilayetinizde oldukça güzel ve unutulmayacak hatıralarla ayrılmak üzereyim.Zatı alinizi ancak bu sene tanıyabilmek şerefine nail oldum.Hayatımda tanıdığımaziz insanların içinde zirveyi teşkil ediyorsunuz.Altın bir kalbiniz,temiz bir arkadaş sevgisi ve cana yakınlığınızla sizi asla unutmayacağım.
Muasır medeniyete,örf ve adetleriyle perde çektiği bu şirin vilayette,perdeden kurtulmanız beni ziyadesiyle sevindirdi.Çünkü şu ufak “bence büyük” olayı nakletmeden geçemiyeceğim.Saf ve temiz bir arkadaşlıktan sonra ayrılmak üzere buluınduğum bu sıralarda uzattığım hatıra defterimi,yüzüme vurdular.Kendileri bilsinler ki,hiç bir kötü maksat taşımayan bu paha biçilmez tek hazinem hayatımda en mukaddes şeyim olarak kalacaktır.Zararı yok.Zaman ve tesadüfler kendilerini bu derin uykudan uyandıracağı muhakkak.Fakat şunu bilmeleri lazımki,Medeniyet şamarı çok ağırdır.
Vehbiye hanım,hayatın dikenli yollarında başarılar temenni eder,aziz ve altın kalbinize layık bir hayat sürmenizi ulu tanrıdan niyaz eylerim.Varolun,sağolun.mesu,mesut ama çok mesut olun.Sonsuz selamlar.
Sizi asla unutmayacak meslek arkadaşınız
Eftim Kiryakidis. 04.05.1962
Vehbiye Yersel
Bilgimiz az,ufkumuz dar,
Şerden bazen hayır doğar.
Belalara sabredene,
Allahın mükafatı var.
Felaketlerden ders almalı,
Sabrı büyüktür Rabb’ın, her an bizi görüyor.
Bu hiç şüphe götürmez, biz onu görmesek de.
Varlığından en ufak, bir şüphe yok kalbimde.
Hak yerini bulacak, elbet günün birinde.
03.08.2012
Kuyruktaki insanların.çoğu kendinden geçmiş,
Kimi bastonlu,kimi felç olmuş,sandalyesiyle
Sırada bekler.neden bunlara özel hak tanınmaz.
Niçin bu kadar benciliz,bir türlü aklım ermez.
Bir adam ayakta zor duruyor en arkalarda,
Gerçekler acıdır,konuşmamak gerek,
Doğru söyleyeni,kovarlar meclisten,
Susmak gerekli,her ne olmuşsa,,
Başına ne geldiyse susacaksın,
Konuşman yasak,çünkü kadınsın.
Dindarım diye geçinir, el öptürür karşı cinse,
Bilerek yapmamalı, gökten melekler inse.
Her insanda nefis var, ya gaflete düşerse,
Her şeyini kaybeder, deccallere uyarsa.
10 Ekim1998
Sen baharsın gülsün,gülşensin.
Seninle renklenir bağlar bahçeler.
Sen ay'sın yıldız’sın güneş’sin
Seninle ahenklenir gündüzler geceler.S.G.
11.10.2008
Güle benzemek istemem,ne de kelebeğe,
Bu fotoğrafıma baktıkça
Nedense gülesim gelir,
Başkan beyle sohbet ederken,
uyuyakalmışım birden,
Herhalde uyanmamı bekliyor
Sohbete devam,kaldığım yerden.
Gülme
Hangi yüzle gülüyorsun,ettiklerin güzel mi.
Zafer kazandın sanki,Allah seni görmez mi.
Mükafatını alacaksın,bu gün olmasa,yarın.
Ne istedin,sen,benden,durumdan,neydi karın
On yıl kadar önceydi.Sıcak bir yaz günü,güneş tepede bütün sıcaklığıyle etrafı yakıyor,aylardan Temmuz,İzmir şehrinde kış mevsimi zaten yaşanmaz,kara hasret kaldık.yazları da felaket sıcak.fakat ben hiç şikayetçi değilim,bu sıcaklardan daha şiddetlisi cehennemden Allah bizleri korusun,hayattayken gölgeden yürüyebilir,hatta sokağa çıkmayabiliriz de.ama öbür tarafta kaçış yok.Allah bizi doğru yoldan ayırmasın,.. Limontepe yolu üzerinde Yeni Çamlık semtinde bir arkadaşa gidilecekti.Yasin İ Şerif okutacaktı,okuma bilen arkadaşlar toplanmış bana da haber verdiler.Taksi durağına yakın bir ablamızın evinde toplanacaktık.ben erken gittim.ince yazlık bir mantom vardı,sırtıma geçirdim, kapıyı kitledim,evdekilere not bıraktım.nerde olduğumu bilsinler diye.Çiftlik camiinin karşısında oturuyordu bu arkadaşım,zile bastım,gelen yok dedi beni yukarı çağırdı.
Abdest aldı, giyindi ben otururken.kapı zili çalındı.
Arkadaşlar gelmişti
Yukarı çıkmasınlar dedi.caminin önünde bir bank vardı,oraya oturdular,sen in ben de kapıyı kitler inerim dedi.ben mantomu çıkardığımı sanıyorum,askıda aynı renk olan ev mantoyu aldım giydim.aşağı indim.giydiğim manto,bedeni büyük ve daha kısaydı. Benimki de uzun olduğu için alttan koyu mor tonunda göze batıyordu.arkadaşlar fark etmişler ama bir anlam veremedikleri için bana bir şey demediler. Gelenler 3 kişiydi,bizler de iki,taksimetreli taksi çağırttık. Şoför yalnız dört kişi alabilirim dedi.Ben o yolu bildiğim için siz gidin ben Limontepe de çalışırken,bir yıl aynı yoldan gittim geldim.
Siz gidin ben otobüsle gelirim dedim,onlar gitti ben durağa kadar yürüdüm,durak Ragıp Üzümcü okulunun yanındaydı.durakta bekledim birkaç dakika baktım,gelen giden kimse yok,otobüs geçmedi
Allah allah dedim,ne oluyor.,birisine sordum,kardeş dedim. Otobus durağı değişmiş mi? evet yol 0narımı var,durak okulun ön tarafında,o caddeden işliyor dedi.ben yanıyorum,ama neden sıcakladığımı anlamıyorum,yürüdüm,yok ayakta durdum,araba bekledim,gibi şeylere yordum. Sırtımdaki iki mantonın farkında değildim.otobüs geldi.biletimi attım
Oturdum, boş bulduğum yere.baktım sıkıntı basıyor,şoföre bey efendi dedim,durak değişmiş,güzel,ama neden bir işaret bir yazı veya levha koymamışsınız?
Kaptan şöyle başını çevirdi,kızacağina,gülmememk için kendini zor tuttu.
Git hanım dedi belediye başkanına sor. Içinden mutlaka demiştir giyimine bakmıyor, haline bakın
bu Allah'ın sıcağında Temmuzda kat kat giyinmiş,aklından herhalde zoru var,haline bakmıyor,beni sorguluyor., 3-4 duraklık bir yoldu..adrese göre indim. Karşı sokağın içinde beni ev sahibi hanım bekliyordu...El salladı yürüdüm 0na doğru..beni aldı.marangozhaneleri vardı birinci katta. Evleri bu dükkanın üzerinde müstakil bir evdi. Merdivenlerde soyunmaya başladım.,nasıl çözdümse düğmelerini bilmiyorum,iki mantoyu içiçe vermişim,hanım aldığı gibi mantoların yanına bırakmış..okuma başladı,bitti.dua yapıldı,ikramlar verildiArkadaşlar ve diğer komşuları yavaş yavaş gitmeye başladılar..Biz sona kaldık.eve otobüsle dönecektik.mantolarımızı istedik.herkese mantosunu getirdi,arkadaşlar giyinmeye başladı.Bana kolları içiçe iki mantoyu birden verdi,buyur dedi.Bir de buyur etti..
Bu mantonun işi ne mantomun içinde diye sordum? bana siz iki manto birden verdiniz cevabını verdi.
Nasıl olur, diye direttim,evine uğradığım abla yerlere yattı,gülmekten,o benim mantom dedi,sen 0nu askıdan alıp giymişsin..arkadaşlar da tasdik ettiler,biz de senin üzerinde iki manto gördük,ama söyleyemedik. Dediler.aferin size,nasıl arkadaşsınız.daha kötü bir durumda olabilirdim.neden biriniz bana sormadı neden iki mantolusun diye.kimsenin işine karışmayın derler ama,böyle bir durumda susmamak gerekir.aşkolsun arkadaşlar,
beni gülünç duruma düşürdünüz.Otobüs şoförünün neden gülümsediğini şimdi anladım. Çekilen sıkıntılar,haksızlıklar,insanın beyninde yer alıyor,maziyi unutmak mümkün değil.İşte insanın bedeni bir yerde iken,beyni başka şeylerle meşgul olabiliyor. ve ne yaptığının farkına varmıyor bile..bazen kendime kızıyorum.kızıyorum ama faydasız.olan olmuştur. geriye dönüş olmuyor..Bir arkadaşım da buyurun okuyun bakın ne diyor,bunama ile ilgisi yokmuş diye,hafüften alıyor.Olabilir,kafada binbir düşünce varken,pusula sapıyor.
Ben bayıldım bu öyküye
Ve öylesine gülümsettiniz beni içten
çook eskilere de giderek
Öncelikle şunu söyleyeyim
Bunun yaşla bunamayla falan bir ilgisi yok
Benzer bir olayı belki de daha korkuncunu yaşamıştım
üstelik 30 lu yaşlarıma adım bile atmamıştım daha
sizinle paylaşmak boynumun borcu oldu sanki:
Çocuklar küçük
ev işi, yemek, temizlik falan tam bir koşturmaca içinde geçiyor hayat
bir sabah aceleyle çeketimi giydim çantamı aldım ve hızla evden çıktım işe yetişmek için
hep yaptığım gibi apartmandan çıkıp bir kaç adım gittikten sonra üzerimi düzeltme telaşındayım
falso veren bir yerim var mı diye
bir de ne göreyim
mutfak önlüğünün üzerine çeketimi giymişim
ayağımda ev terlikleri ve elimde çay termosu çanta yerine
hemen telaş içinde tekrar eve yöneldim
ama gülmekten yürüyemiyorum
bir taraftan da kimse görmesin derdindeyim
hep hatırladığımda gülerim o hallerime
sadece bu da değil
öyle çok benzeri komik durumlar yaşadım ki
bu aceleciliğim ve telaşlı hallerim yüzümden
anlatsam dudağınız uçuklar
ve gülümsüyorum hala kendi kendime
Siz çok yaşayın emi
Çok ve iyi
ve sağlıkla. Işıl Aksoy
28.06.2009
Vehbiye Yersel.




-
Hilmi Serdengeçti
Tüm YorumlarDÜNYA ŞAİRLER BİRLİĞİ grubunda HAFTANIN ŞAİRİ: Vehbiye YERSEL
Yıllarını eğitime ve edebiyata adamış güçlü bir şair
yürekten kutluyorum HAFTANIN ŞAİRİ olmasını
nice başarılara
İnşallah kitabını da okumak nasip olur