Kulun kula faydası yok, Allahın dediği olur,
İyilik yapan insanın mekanı, cennet olur.
Bazen bir söz iyiliktir.bazen de bir hareket,
İyilik yap sakın yılma, iyiliktedir bereket.
(18 Ağustos 1994)
Maksadın aileyi dağıtmak mıydı senin,
Sanki rahatlamış gibi,görünüyorsun.
Sırtından büyük, bir yük atmış gibisin
Neydi garezin bana açıkça söyler misin.
Niçin ayırdın,çocuklarımdan beni,
Allahım ne büyüksün, verdin bize uğraş,
Bütün gün boş oturanlar, şeytanla arkadaş.
İş, meslek, uğraş insanin cevheridir,
Gücüm, yok tembelleştim, üzülsem, yeridir.
Ben ki gece ikilere kadar çalışırdım,
Anne ağlar,evlat gider, bakmaz ardına,
Ben de bir anayım,taş bastım bağrıma.
Anan ağlarmış,ağlasın dert etme kendine,
Tabiat kanunu bu, gireceksin dünya evine,
Yalnızım diyorsa alışsın herkes gibi,
Dün beş Nisan Cumartesi günü,
Annemin ölümünün13cü yıl dönümü,
Okuduğum Hatmi Şerifin,duasını,
Dün yaptım,ruhuna bağışladım.
Onunla sabaha kadar sohbet ettim.
Ölmemiş gibiydi,sapasağlamdı.
Devamlı sokak kapısının eşiğine oturur,gidene gelen bakardım.küçüktüm Daha okula başlamamıştım.paraları da tanımıyordum.hepsinin adı 5 kuruştu benim için.
Parayı elime aldığım gibi,ana caddede Cemil amca vardı,leblebisi meşhurdu.ben devamlı kırık leblebi alırdım,çok geliyor diye,nohut taneleri ikiye ayrıldığı için çok görünüyordu.Amca bana 5 kuruşa leblebi verir misin derdim,adam beni tanıyordu,hemen hemen her gün ziyaret ederdim.ver bakayım parayı Şah amcanın kızı,elimdeki parayı verirdim,o zamanlar kese kağıdı filan yoktu.mendile veya ceplerimize korduk.aç bakayım ceplerini derdi.10 para ile kocaman 2 cebim dolardı,artanı da eteğime boşaltırdı.işte yine böyle bir gündü.leblebimi aldım eve geldim.büyük ablamın canı çekti,benden biraz istedi,vermek istemedim.ağlayarak,gerisin geri sokak kapısına gittim oturdum.mevsim sonbahar olacak ki kapımızın önünden geçen iki askerin elinde üzüm vardı yiyorlardı.benim ağladığımı görünce ellerindeki üzümün bir salkımını bana verdiler.
O kadar sevinmiştim ki,koşarak eve çıktım.annem üzümü görünce bu nereden geldi? ...kim verdi? diye sorguladı
Kapının 0nunden geçen askerin verdiğini söyleyince,haline bakıp da, seni dilenci sandılar.dedi
o günü halen hatırlıyorum.Her şeye rağmen çocukluk yıllarımı özlüyorum,o günler çok güzeldi,evimiz hiç boş kalmazdı,anneannelerim,babaannem,dikiş için gelenler,dünürler,akrabalar,yakın komşular.stres nedir bilmiyorduk. yalnızlık nedir bilmedik,şimdi hayret ediyorum,örf ve adetlerimizi unuttuk....Herkes yalnız yaşamayı seviyor.televizyonlar,bilgisayarlar,sanal arkadaşlıklar,akraba ve yakın dostların yerini aldı.
08.07.2008
Vehbiye Yersel
Evini yaktığını rüyada gördüm rüyada,
Söndürmeye çalıştık yangını,söndü.
Ev değil,aslında yanan,sensin,
Hastalık, seni yaktı söndüremedik.
Kurtarmak için,neler vermezdik,
Ölüme her gün, biraz yaklaşıyorum.
Bir günde dört mevsimi yaşıyorum.
Göğsümde yürek değil,illet taşıyorum.
Son demde nefsimle savaşıyorum.
5 Şubat 1999
Bizi yaratan Allah,
Yeryüzüne indirmiş.
Cefa, dert,hastalıkla,
Sabrımızı sınamış.
Mayamız aynı ama,
Yaptığım fedakârlıkların karşılığı,
Vefasızlık olmamalıydı, hak etmedim.
Sabrıma karşılık, anlayışlı bir insan,
Diline hâkim, vicdanlı bir eş beklerdim
.
Bu hakaretler niye, bir bilsem suçum




-
Hilmi Serdengeçti
Tüm YorumlarDÜNYA ŞAİRLER BİRLİĞİ grubunda HAFTANIN ŞAİRİ: Vehbiye YERSEL
Yıllarını eğitime ve edebiyata adamış güçlü bir şair
yürekten kutluyorum HAFTANIN ŞAİRİ olmasını
nice başarılara
İnşallah kitabını da okumak nasip olur