Eğreti alemin kurtulmuş gülleri
Akarsu kenarlarını yurt tutmuş
Vardığın yerin doğasında var
Oksijeni ciğerlerine derin derin çekerek
Neşe ve sevincin adını dahi unutup
Kendini hüznün kollarına bırakır
Çizgiler yaşamdan önce ki yüzyıl gibi
Anlatır bana geçen zamanı
Gelsin diye beklediğim yaşım
Tez geçmeye başladığın da anladım
Benden ne koparıp aldı bilmem
Ancak ben böyle derim
Acı tortu içinde birikmiş
Sözsüz yığınlar artışında
Hiçbir sabah olmadan
Kalkar gider güneşe
Güneşin tepelerde yükselişine
Aldırmadan
Asiller konağına bak
Uğrak yerlerden biri
Biri göç var dese
Neyse
Gamsız kalamam
Dumanlar çıkar bacalarından
Gam üstüne kar yağmış
Mart ayının soğuk yüzü
Öldürmez bu kış
Baharın habercisi cemreler düşmeyince
Sesten çığ koptu bize doğru
Nefesim daraldı yutkundukça adını
Sinsi sinsi yağan yağmuru
Rahmet sandığım zaman
Islandım bakışlarında derin
Usanmadan asla uslanmadan
Gücümün yettiği yokuş
Alnıma nakşeden bakış
Uçar gider uzaklara
Artık düşlerim yok
Dokunmadan yükseklere
Bakma gözlerimde olana
Bıraktım geride
Gözleri yaşla dolana
Bir lokma ekmek var da bir can eder mi
Sanmanın estirdiği derinliğinde
Bir hırka giymek var da bir han eder mi
Yanmanın kestirdiği serinliğinde
Sende cevherler yükü ağırlığında
Zehirden sürme olmaz göze
Aklımı dağıttım umulmaz yere
Beyhude sıkıştı göğsümde duran
Meyveler verir yaşlandıkça zaman
Kendin kendin olsan
Gözlerin mavisi
Nazar boncuğu gibi asılmış durur
Alır götürür enginlere
Sinsice hissederim bu anı
Zan gerçeğe döner
Boncuk boncuk ağlama sen hiç
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!