Kırlangıç fırtınasında
Hassas bir çocuğum
Değmeyin kırıklarıma
Uzak durun yanarsınız
Her dokunuşta bin ah..
Sınırlar tutulmuş gün vurulmuş
Güneşe uzanan düşler yorgun
Uzanmışız boylu boyunca
Kavuşamamışız
Ah ne yazık ne yazık
Mevsim yaz hava çok sıcak, gün işçi yorgunluğunda, sıcaklığın rehavetiyle günün ışıkları çekilirken, akşama dönen zaman karanlığın elbisesini giymekte
Güneş, ritminde dans ederken ufukta batan son kırıntılarında evrenin öte yüzüne gülücükler serpiştirmekte
Bir adam yüreğinin ağrısında büyüttüğü yasaksız sınırsız sevdasında, sevgiliyi karşılarcasına merhaba der akşama, o esnada bir tırtıl yaprakta yürümektedir gözleri takılır kalır dalar gider uzaklara.
Birbirine zincirleme takılan sorular- sorunlar, şu an kaç can kırık yaşam denizinde bata çıka var olmakta, akşam kızıllığında uçuşur solgun yüzlerde renkler, acır içten içe kabarır öfke bulutları, an deniz feneri sessizliğinde, hırçın bir rüzgâr çıksa ortasından yarılan bir deniz geçse geceyi yaran, bu kendini vuran kara bulut kaplı kâbus suskular son bulsa diye aklından geçirir sızlar benliği.
Gecenin sessizliğini, bir köpeklerin havlamaları birde mor dağlarda keçi sekmesinde vızıldayan kurşunlar bozar, yankısı buraları da sarar. Ateşin düştüğü yer, bu paslı kör zamanda keskin bir bıçak gibi yüreği paralar, iç kanamadır vurur ha vurur kan akar nehirler, ağlar kan gülleri gözler, susmaz günleri kararan geleceği karartılıp çalınan çocuklar, öfke seli dolanır girdaplara.
Düşünceleri, düşleri, duyguları bir harman yeridir, akar saman sarısı ince sızıda, akmak ki deme gitsin asılır gecenin burgacına.
Bayramlar
Bakışında donuk bir gündür
Yaşam tarumar bir güldür
Güldür can çocuk
Sil gün karasını
Güldür mahzun yüzünü güldür
Duyup katmışken sevdasını yüreğine
En yalın haliyle
Nice geceleri yakmış
Hep kendinden vererek büyütmüş sevgisini
Kabul görmemişse
O sevgi
Hani diyorum
Bir öpsem
Bin yılların hasretiyle
Yediveren gülleri açacak
Hani diyorum
Mavi hülyalarda
Sevdayı yudum yudum içtiğim
Halden bilirim halden geçtiğim
Yollar var aşılır yollar var ulaşılır
Dost yüreklerle
Elbet bir gün gelir buluşulur..
Hüzünde, hüzün
Hüzünde yüzüm
Hüznünde gece hüzün gözlüm..
Hüzünleri dağladık aşk ateşinde
Demle can demle geceyi
(kalmışım yanmış yakılmış ormanların susuzluğunda, nasıl içiyorum seni bir bilebilsen esmer tenlim, içimin dağlarının çağrılı sesisin, hırçın dalgalıdır ateş denizim
ülkem gibi vurgun ülkem gibi umutlu ülkem gibi tutkun, bir içim esmerliğinle ülkem gibisin. gecem karam gündüzüm karam tüm bozuklarımla kapına varsam sende beni alıp benliğine katsan, boşluğa sarındığım kanayan yoksunluğunda gecelerin, çay demi hasretinle, kokun gelir imbat rüzgârıyla körfezden, istencin doruğu bir sırtlan gibi soluksuz kalırcasına öpüş ateş dudaklarda kanırtırken, gamzende bir gün bir gül açar pınarlar çağlar. kavrulurken piç bir yangının ellerinde har yellerin savurduğu çocuklarız biz, ayaklanır içimin zıpır çocuğu seninle, günü toplayıp geceyi aydınlatan giz, hep bir çağrısın seven yüreğime, dile gelir gece ıssız sokakların sessizliğinde, gezerim basmadık yer dokunulmadık yalnızlık kalmasın diye zamanın törpülediği ellerimle can sıcağı kuğu zarafeti teninde, severim seni yar benli güzelliğim yaşanası aşkla ölümsüzlüğüne)
—kaç zamandır vurgun yediğimiz alt üst olan yaşamda el avuç açan bir dilenci olmuşum yar vatanımda hain kılıç vurur kazanmak istediğim lokmama ne aşım kalmış ne işim bu zalim kumpasta belki o denli bilmiyorsun seni nasıl katmışım bilsen kendimden fazla kendime isyanlardayım gelemeyişime-
haykırırsın özgürlüğe çağrılı sesinle
Kuşatılmış yaşam alanları
Boğum boğum bağ bozumu acıları
Yüklenmiş hüzün dağları
Hey vursun davullar
Duysun karanlıkların tanrıları




-
Umut Yıldırım
Tüm YorumlarIşıklar içinde uyu güzel insan. Seni unutmayacağız