Ve İntikam Şiiri - Çağlar Ömür

Çağlar Ömür
5

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ve İntikam

Ve intikam

Ey hâk-i siyâha yüz sürüp de kendini âfâkın serveri sanan bed-hisâl,
Dinle şimdi, sînesi kor olmuş bir adamın zebânından dökülen son suâl.
Ben ki sabrın zencîrine vurulmuş bir mahkûm idim ezelden beri,
Lâkin her zincîr pas tutar bir gün… kırılır nihâyet demir kapıları.

Sanma ki sustum diye gönlümde tufânlar dinmiş ola,
Sanma ki geceler boyu semâya kaldırdığım ellerim boş kala.
Ben, her duâmı kin ile yoğurdum karanlık seherlerde,
İsm-i belânı kazıdım yıldızsız, uğursuz gecelerde.

Ey rûhu leş kokan muhâtabım!
Sen ki ardımdan gülüp önümde secde eden münâfık-ı mel’ûnsun;
Ben seni bir bıçak gibi değil,
Bir kıyâmet gibi bekledim yıllarca.

Bilirsin…
Dağlar nasıl çatırdar zelzele vakti,
Denizler nasıl kudurur mahşer sâati?
İşte ben de öyle büyüttüm içimde senden alacağım hesâbı;
Bir köz değil artık bu,
Cehennemin unutulmuş son azâbı.

Geceye sordum adını; uğursuzluk dedi.
Rüzgâra sordum; ihânet dedi.
Toprağa sordum; “Bunun kefeni dahi ağır gelir” dedi.
Ben ise sustum…
Çünkü susmak bazen cellâdın kılıcını bile ürküten bir yemindir.

Şimdi iyi dinle beni ey ömrü haramla yoğrulmuş sefil!
Ben sana kin gütmedim yalnız…
Ben seni felâketime secde ettirdim gizliden gizliye.
Bir gün gelir de karşına çıkarsam,
Ne gök seni örter, ne yer kabul eder cesedini.

Öyle bir intikâm düşün ki;
Kandiller söner mescidlerde,
Yetîm çocuklar korkuyla uyanır gecelerde,
Ve analar kapılarına tuz serperek bekler felâketi.
Benim gazabım öyle bir kasırgadır ki,
Şeytan dahi “Bu kadarına ben cesâret edemedim” der.

Ey beni ateşe atan alçak!
Bilmez misin ki ateşte yoğrulan demir daha keskin olur?
Sen beni öldürmek istedin her darbende,
Ben ise her darbende yeniden doğdum bir lânet gibi.

Bak şimdi…
Gözlerimdeki karanlığı görseydin,
Kendi gölgenden bile saklanırdın.
Çünkü ben artık eski ben değilim;
Ben, mezar taşlarına isim kazıyan soğuk bir ecelim.

Bir gün ansızın geleceğim sana.
Ne mehter duyulur gelişimde, ne de ayak sesi.
Bir rüzgâr gibi çökeceğim bahtına,
Ve sen o vakit anlayacaksın:
Bazı adamlar ölmez…
Yalnızca intikâm için yaşar.

Sana ne hançer göstereceğim evvelâ,
Ne barut kokusu duyacaksın.
Ben senin en evvel uykularını boğacağım karanlıkta;
Her gece kapında bir gölge duracak,
Her gölgede benim ismim okunacak.

Dost bildiklerin senden yüz çevirecek bir bir,
Çünkü felâketimin gölgesi bulaşacak üstlerine.
Ve sen yapayalnız kalınca,
İşte o vakit başlayacak asıl mahkemen.

Ben seni öldürmeyeceğim hemen…
Hayır!
Ölüm, senin gibiler için fazla merhamettir.
Evvelâ vicdânını lime lime edeceğim,
Sonra gururunu çivileyeceğim insanların gözleri önüne.

Öyle bir çığlık atacaksın ki semâ yarılacak,
Fırat tersine akacak sanki.
Ve sen o an anlayacaksın:
Mazlumun sabrı,
Zâlimin saltanatını boğan son ilâhî fermandır.

Ey adını anarken dilimin pas tuttuğu mel’ûn!
Şimdi son sözümü yazıyorum bu kara mektuba:
Ben sana düşman değilim artık…
Düşmanlık iki denk ruh arasında olur.
Ben, senin kaderine yazılmış azâbım.

Kaçabilirsen kaç şimdi.
Dağlara saklan, denizlere gömül,
İstersen bütün cihanı nöbetçi dik başına.
Lâkin bil ki:
Bir adamın ahı,
Ordulardan daha ağır yürür gecelerin bağrında.

Ve gün geldiğinde…
Göğün kapıları kara dumanla örtüldüğünde,
Köpekler sebepsiz uluduğunda sokak aralarında,
Aynalara baktığında kendi yüzünden ürktüğünde—
İşte o vakit anlayacaksın:

Ben gelmiş olacağım.

Çağlar Ömür
Kayıt Tarihi : 23.05.2026 18:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!