Azap bir insan olsaydı bu kişi olurdu. Azap anlatılsaydı bu şairin şiirleri olurdu.
Bardaktan boşalırca ağlayan
Gözlerinden kan damlayan
Gökteki yağmur damlaları benimdir
O sessiz çığlıklar
Susup da anlatılmayanlar
Sis çökmüştü limana; paslı vinçler gibi suskun
adamlar geçiyordu kaldırımlardan, yüzleri kurşun.
Ve o şair — eski bir hançerin ağzında bilenmiş kelimelerle —
bakıyordu memlekete, bir yangın artığı gözlerle.
Bir çocuk büyüyordu sokak aralarında küfürle,
İki yiğit meydanda
Canları dar boğazda
Biri ötekinden ayakta
Kalk da hesap ver bana
Kılıçlar kınında saklı
İsyan içeride başladı
Meydan kana bulandı
Savaş naraları yankılandı
Ne olurdu yiğit yaşasaydı buralarda
Kılıçlar birbirine vurdu
Ve intikam
Ey hâk-i siyâha yüz sürüp de kendini âfâkın serveri sanan bed-hisâl,
Dinle şimdi, sînesi kor olmuş bir adamın zebânından dökülen son suâl.
Ben ki sabrın zencîrine vurulmuş bir mahkûm idim ezelden beri,
Lâkin her zincîr pas tutar bir gün… kırılır nihâyet demir kapıları.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!