Karanlık bir hiçlikten, fırladı ilk kıvılcım,
Logosun o sesiyle, yön buldu her bir adım.
Cevher kendi içinde, ararken öz sırrını,
Zaman büktü sessizce, dününün yarınını.
Sorgulayan bir akıl, düştü varlık peşine,
Hayranlıkla bakarak, evrenin işleyişine.
İdeler aleminden, süzülen gölge biziz,
Mağaranın dibinde, ışık arayan iziz.
Düşünüyorum madem, öyleyse varım elbet,
Şüphenin süzgecinden, doğar mutlak bir hikmet.
Zıtların savaşından, fışkırır ulu mizan,
Diyalektik bir nehir, akar durmaz hiç zaman.
Rasyonalist bir inanç, arar mutlak doğruyu,
Empirizm toprağı, emmiş derin duyguyu.
Ne akıl tek başına, ne deney yeter cana,
Kritizm köprü kurar, zihindeki cihana.
Ahlakın o yasası, içimizde bir buyruk,
Erdemin sancağıyla, kazanılır özgürlük.
Nihilizm uçurumu, fısıldar "her şey boştur",
Varoluşçu bir yürek, der ki "yolunda koştur".
İnsan kendi kendini, baştan yaratır her an,
Kendi özgürlüğündür, seni dünyada kuran.
Kusursuz bir mimari, dokur bilge kutsal el,
Denge bulur düşünce, diner o fırtına yel.
Çözülür bütün gizem, paslı zincir kırılır,
Sonsuz bilgi ererken, derin akıl durulur.
Evrensel oratoryo, son bulur bu sahnede,
Ruh sükuta kavuşur, o mutlak mertebede.
Yazılır hiç durmadan, felsefenin bestesi,
İşte budur aklın ve, varlığın senfonisi.
ENGİN TOPKAN (21.05.2020)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 24.07.2026 08:39:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



