yaşımın küsuratı otuzlardaydı
hatırası var gözlerimde Kasımpaşa'nın
tek tekçi Yahya ile efkarın bir lisanı,
hem manav, hem tek tekçi...Vay anasını!
Yahya anlatıyor, Yahya soruyor...
Yahya! gözlerim karpuz desenlerinde
ulan taksisine de, direksiyon simidine de
bir Kasımpaşa, bir mektup, bir pencere
diyemiyorum. Münevver; diyemiyorum...
vay anasına! ulan, vay anasına be!
Yahya'nın efkarına veresiye dem vurunca,
gözüme maydanoz, limon, marul dizildi
bir seyyar araba ve Üsküdarlı yokuşlar...
Aman paşa kapısı! Aman Ayık Sami!
bir de zabıta Cemil'in düdük sesi
sanki aranmamız var. Vay anasını!
marul, maydanoz Ayık Sami,
marul, maydanoz, limon...
yollar, yokuşlar, balıkçı hali
paşa kapısı ve zabıta Cemil!
koşturma be Cemil, çalma şu sesi
bir mahalle arasında zarar ziyan,
saçıldı tek tekçiden emanet limonlar,
sakladım seyyarla bir evin bahçesine
az ilerinde mahalleli ahalisi halı yıkıyor.
çocuklar, kadınlar, bir kaç marul,
benim seyyar, maydanoz, limon
mahalleli, Sami, zabıta Cemil
Münevver! Münevver?
sil ulan! Şu gözlükleri...Münevver halı yıkıyor,
oğlum Sami ezberle bu adresi, Cemil gidiyor,
ertesi gün, çektim lacivertleri tek çizgi!
saçlarına limon kolonyası...Eh! olacak o kadar.
bunun burası; Ayık Sami
bir hafta boyunca sesimden tanır diye,
bağırdım; marul, maydanoz, karpuzcu Sami
haykırdım; Kasımpaşa, pencere direksiyon simidi
anlasın diye hem bekledim, hem anlattım.
bir zabıta Cemil belasından kaçındım.
sonunda, bir ufaklığın gözleri gözüme ilişti
marul dedi, limon dedi ama en, çürüklerinden seçtim.
Bir de geçtim tenha bir yerde bekledim.
bekledim! bekledim işte...
az sonra söylene söylene gelen Münevver!
karşısına dikilen Sami ve lacivertler,
söylenme Münevver gidelim, gidelim...
bıraktığın yerden yeniden başlayalım.
Sami! Sami...Sami dedi bana, dinledim.
söz verdi geleceğim dedi, bir hafta gezindim.
bir hafta seyyar Sami, Münevver, zabıta Cemil...
tek tekçi Yahya, limonlar, maydanoz ve marul.
yedinci günün akşamında Münevverin kapısı,
gözlerim Münevver, aklım, fikrim Münevver...
Üsküdar' da sessiz sakin bir köşe başı
geliyor, gelecek gençliğimin ilk ve tek aşkı,
Münevver sessizce kapıyı çekti elinde valizi
Zabıta Cemil düdüğünü çalıyor, Sami!
kaçamam Cemil, Münevver geliyor,
bir kamyon! Bir düdük...Münevver?
gözümü açınca aklım bulandı, bir hastane;
ayağım sargılı, kolum kırık Münevver!
Münevver neler oldu? Münevver nerede?
istirahatim varmış, Sami kimi dinler...
çevirdim kapısında taksiciyi hastanenin
sür Taksici sür! Üsküdar'a sür...
çektim cadde başına, ne Münevver var,
ne yıkayıp serdiği halılar, ne de çocuklar,
Zabıta Cemil'in geçmiş olsun dileğine!
ulan zabıtasına da! Düdüğüne de! sesine de...
meğer Cemilin düdüğünden bir an korkup kaçarken,
çöp kamyonu çarpıvermiş, sağ yanımdan
Cemil anlatıyor...Ulan Cemil!
yerde yatan ben, bana sarılan Münevver;
Sami Uyan, Uyan Sami Uyan! Ulan Sami!
Münevver'im yine kuş olup uçmuş.
olsun be Münevver, üzülme!
Ayık Sami ölmedi hala,
Ayık Sami, seni sevmekten vazgeçmedi....
Ayık Sami...Yaşamaktan vazgeçti
ulan zabıtasına da, düdüğüne de, sesine de!
ulan! Maydanozu, limonu, marulu da!
bir de tek tekçi Yahya hastane masrafını ödemiş,
şimdi tek tekini de, veresiyene de!
vay anasına ulan! ulan, vay anasına be!
bana derler; Ayık Sami
arkamdan da konuşurlar
fıçıyı içse devrilmez derler yani!
ben, çoktan devrildim, onlar bilmezler...
Alper Tunga 3
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 15:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ayık Sami; sevenleri sever sayar üzmez...Onun, hikayesidir,



