Unutuşun Hafifliği
Kıyamet kopmaz unutuşun hafifliğiyle,
Bir derin uçurum açılır içte sadece.
Kalbi yırtan o keskin fırtına bile
Bir çay bardağının sönen buğusunda,
Kanatlarını toplayıp uykuya dalar.
Çabucak diner rüzgârın uğultusu,
Geriye yaprakların toprağa bıraktığı fısıltı kalır.
Kaybolur hırçın duyguların;
Yağmurdan sonra kuruyan bir asfaltta
Silinen yabancı ayak izleri gibi...
Hafıza, kıştan kalma son kar lekesidir;
Haziranın sıcak göğsünde
Sessizce eriyip sulara karışır.
"Ne çok şey birikti" diyorsun oysa
Yaralar, yüzler, yarım kalmış dizeler...
Zaman, avuçlarından sızan incecik bir kumdur.
Sadece sızısı kalır göğüs boşluğunda.
Pencereni aç ve bir çiçeğin adını fısılda,
Belki süsenler çoktan çekildi bahçelerden,
Belki leylakların moru dağıldı akşama...
Ama ruhun, hiç fark etmeden,
Başka bir mevsimin hırkasını geçirmiştir omuzlarına.
İnsan en çok kendinden uzağa düşerken hızlanır,
Kendi enkazının önünden geçen kör bir tren gibi...
Camlarında eski hayatının yansımaları titreşirken,
Paslı gün batımları akar uzaklara.
Ve en sonunda,
Bir zamanlar dağ sandığı o devasa acılardan
Geriye ne bir taş kalır ne bir gölge.
Yalnızca akşamüstü esen hafif bir serinlik,
Bir yaprağın avuç içine bıraktığı serçe ürpertisi...
Ve hafızada,
Kendi adını çoktan yitirmiş bir hatıra kalır.
Dr. Osman Akçay (Seğmenoğlu)
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 17:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)