Kurşun sıkasım varya dünyaya
Paramparca edecek kadar gecmişim
Milini döndürdükleri dünya seteni
Ceviren pervanesi ruhumu yel
Kimdedir
Teke tek kana kan
Yurek atiyor taa icimde
Ve atacak bilmem kac sene
Kusun islik gibi gecen yillara benzer
Hafif gecisinde
Kim duyar onun ferahligini
Dag kekiklerine surtunmus
Termosumdan cay iciyorum
Pas tadiyor cay
Ama sicak ve hos kokulu
Ben cayimi icerken kar yagiyordu
Catisina gecmis bir zamanin
Dumanlari tutuyordu evlerin
Bir trenin camından,
İzliyorum sizleri.
Kulaklarımda uğuldayan sesleriniz.
Yaralı bir av gibi kaçıyordunuz.
Bilinmez bir anaforda,
Dönüp dönüp boğulan,
Her gune bir gul verin
Icinizin butun karmasasinda
Dagilan renklerin en kizilindan
Bir ufuk diriltin hircin gogunuzden...
Sonra oturun onunde
Kalan uzunca bir yoldur
Onunde uzanan yine masallar diyari
Kopup annenin ellerinden
Ha yurudun ha yuruyeceksin
Ayaklarinda ilk seyirtmenin heyecani
Senin ellerinin icinde
Sığındıda kaldı yücelere
Öyle mahçup, mahsun
Sessizce geceye sağıldı ellerinden
Kızıl bir gül
Dikenleri kaldı ona yadigar
Dikenlerden koca bir duvar gibi
Yerin sesini dinle
Esen yelin sesini
Akan nehirin
Yollar seni beklerken duraklarda
Yillardir bekleyen sensin
Istanbul
Sevmek istedim;
İçinizden birini.
Yanınıza gelmek istedim,
Ama yıldızlar kadar uzaktınız.
Üstelik güpegündüz.
Islık çal
Küçük kız
Karanlığında gecenin.
Islık çalki
Yüzünden güneşler geçsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!