Kurşunlar,
Nakışlarını çizerken bedenlere;
Umudun desenlerini,
Mutluluğun mısralarını yaratırdı,
Bombardıman altında,
Hiç karartılamayan yüreğinde.
çanlar çalıyor bu gün pazar
İnsanlar evlerinden çıkmıyor
Kutsal pazarlarında dinginler
Yollar boş hatta bomboş
Sonbaharda hala yeşil dallarda
Rüzgarın cıvıltısı kulaklarımda
Yolları kar dolamış;
Yüreği hüzün.
Soluğu buz dondurmuş,
Umudu ölüm.
Mevsim kapkara bir güzdür,
Sevda ocak da kıpkızıl bir köz.
Korkuluklardan korkma karga.
Dal tarlalara,
Hiç olmazsa sen ye.
Yemesini bilmez bu çiftçi.
Korkuluklardan korkma karga,
Sırıklar dikmişler,
Çadırların orta yerine.
Bir sırık taşır,
Üzerlerindeki gökyüzünü.
Anadolumun göçebe halkı,
Tekrar çadırlarında;
Kaygı büyüyor,
Yollar artıyor.
Nerde başladı bu oyun,
Nerde bitiyor.
Ve yığınlar böcek sürüleri gibi,
Kaygılar paylaşılmaz dostum
Yalın bir gerçektir bu
Sudaki duşünen aksin gibi
Paylaşırsan kaygılarını dahada üşürsün...
Boşver zaman uçup gitsin
Dedimya gitti
Çok uzun zanman oldu
Yarım bir gülüşle
Kırık yüzünde
Ulaşılamamış bir umuttu
Sıkılı ellerinde
Ellerinin eskidiği vakitti zaman
Yüzündeki esrik bir çizgiden
Kayıyorduk yarına
Anlamın yittiği ifadelerin üzerinden...
Durgun icinde hep bir seyler sakli
Bilirim huznundendir butun derdi
Gurbetin icinde agulu bir gundur
Onu susturan
Kimbilir neler gordu
Cikmadan gurbetlere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!