TUTMA YAĞMURUNU
Gözlerinin kıyısında bir nehir ki,
Asi mi asi, kabardıkça kabarıyor...
Bir damla daha düşse,
Taşacak, tufan olacak dünyaya
Tutma yağmurunu,
Bırak yağsın
Bırak insin şu göğe çöken katran ağırlığı.
Yıkansın kararmış, puslu ufuklar,
Yıkansın kelepçelenmiş,
Susturulmuş türkülerimiz
Bak dinleme, yine sabaha varıyoruz,
Yine söküyor şafak Karacadağ’ın başından...
Üstümüzde yılların sürgün tozu,
Avuçlarımızda yangınlardan kalan kül,
Ama gözlerimizde hâlâ,
O ilk günün, o çocuksu kavganın maviliği
Tutma yağmurunu
Kim kirletebilir ki
Ateşte sınanmış,
Cehennemden geçmiş ömrümüzün izini
Hangi zifiri gölge düşebilir
Birlikte yürüdüğümüz bu kanlı,
Bu ışıklı yollara
Sen ki fırtınaların içinden süzülen
En duru, en mavi ateşsin
Ben ise çoktan yanmış kül olmuş zamanların
Közünü saklayan o kara taş...
İkimiz de aynı asi kavgada,
Aynı büyük sevdanın
Kurşun yemiş iki yarısı
Ne alnımızda bir leke var bizim,
Ne de puştluğa saklayacak bir korkumuz
Biz bir umudu büyüttük,
Zifiri karanlığın tam kalbinde,
Mapuslukta, sürgünde ve darda...
Tutma yağmurunu
Bak, söktü şafak...
Yine sabaha varıyoruz
14.03.2014
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 13.08.2026 08:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!