Ne koşmak ne konuşmak
Yürümek yordu beni
Ne gülmek ne ağlamak
Düşünmek yordu beni
Ne fırtına ne tipi
Ne dipsiz uçurumlar
Her doğan çocuğa bir sala üfler
Tekbir alır her an musalla taşı
Ölümü yatırır getirir dize
Ağlar alem güler musalla taşı
Herkes kulak dayar soğuk tenine
Ne der acep ne der musalla taşı
I
İnsanlar tükenince şehirler ölürdü
Sonra kuşlar terk eder
Tarafsız gözlemciler dağlara çekilir
Ve şehir parçalara bölünürdü
Milletler yavaş yavaş gider
Üsküdar’da bir garip çağırırdı her iftar:
Gözüm üstü tuttuğum orucumu kim çaldı
Ta Fenerden Hareme inlerdi bütün sahil
Derya titrek sesiyle: sevgilini el aldı
Sökün ederdi sonra selâmsız haramîler;
Bilmeyiz bağlı iken bizi karakol saldı
Enseme bindi fıtrat vardı yollar gurbete
Yıllık halkalarımı rahmet pergeli çizdi
Hancı bağla zimâmı girdik biz de nevbete
Vedâ göz yaşlarımı takdîr alnıma dizdi
Suyunu emmek için kaçtı koynumdan tohum
I
Ömrün kirada geçti-geçiyor
Yolcu gibi yükün hafif iğreti
Kendi içinde yürüdün ilkin
Teftişe nefsinden başladın
Aşılmaz dağları aştın yıllarca
Yaratan bir örtüyle iç dünyamı gizlemiş
Dış aleme yansıyan perde perde resimdir
Her insanın içinde başka canlı gezermiş
Söyler misin aziz dost mahrem kiracım kimdir
(Kasım 2002)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!